|
|
DOĞUYA YATIRIM ATAĞI Türkiye’de geri kalmışlık, işsizlik, yoksulluk, sosyal haklardan mahrumiyet gibi sorunların en az Doğu ve Güneydoğu'da yaşanan düzeyde olduğu yerler elbette mevcuttur. Ancak hiçbirinde bu sorunlar Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da olduğu şekilde, coğrafi bakımdan yaygın, sürekli ve kapsamlı değildir ve hiçbirinde bu sorunlar sürekli göçe sebep olan, terörü besleyen, ulusal ve uluslararası düzeyde istismara açık bir noktaya gelmemiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu denince, sorunun terör, şiddet, güvenlik, etnisite, kültürel ve demokratik haklar gibi boyutları da vardır ve önemlidir. Soruna bugünkü çözüm arayışında terörle mücadele ile birlikte kültürel ve demokratik haklar, siyasi katılım ve temsil, feodal yapının değişmesi ve modernleşme gibi çok önemli hususların değişik ağırlıklarla mevcudiyeti de bir gerçektir. Ancak soruna kesin, sürekli ve kalıcı çözüm ararken, bölgedeki yoksulluğu diğer tüm sorunların ana kaynağı olarak görmek gerekir. Bölgedeki yoksulluğun yaygınlığı ve kapsamı toplumda büyük bir karamsarlık oluşturmakta, ayrıca etnik boyut ile bütünleşmekte ve dış güçler tarafından da kullanılmaktadır. Çözüm, kültürel, demokratik ve sosyal politikalarla eşzamanlı olarak bölgenin geri kalmışlığında belirleyici faktörlerden biri olan terörün de panzehiri ekonomik kalkınma öncelikli bir yaklaşımla bulunacaktır. Bu çözüm Türkiye'yi ayağındaki prangadan da kurtaracaktır. Çözüm senaryosu yumuşak ve kararlı bir biçimde iyi planlanmalı, kararlılık ve cesaretle uygulanmalıdır. Bulunacak çözüm, dünyadaki değişim sürecini doğru değerlendiren bir yaklaşımla ve bütün dünyada gelişmenin evrensel ölçütleri olarak kabul edilen demokrasi, insan hakları ve piyasa ekonomisi ilkelerine bağlı kalarak, bölgede yaşayan insanların gelecekteki yaşam biçimini oluşturma hedefine odaklanmalıdır. Atılacak her adım, bölge halkına bir gelecek modeli sunmalı, bir yaşam biçimi vaat etmelidir. İnsanlar umutla uyanmalı, günü heyecanla karşılamalı ve heyecan duyarak güne katılmalıdır. Bu temel felsefe olmalıdır. Daha fazla geç kalınmadan, bu yolda somut adım atılmalıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu, dünyanın bu bölgeye sahip çıkmasını sağlayan politikalarla bölgesel üretim üssü ve ticaret merkezi haline getirilmelidir. Avrupa Birliği'nin Asya'ya açılan kapısı… Diyarbakır'da gerçekleşen hain saldırı sonrası bölgeye giderek halkın acısını paylaşan işadamları, terör belasından kurtulmak için yatırım yapılması gerektiği konusunda ortak bir karar aldı. “Kimse Yok Mu?” Derneği'nin öncülüğünde Kurban Bayramı vesilesiyle başlatılan işadamlarının Doğu'ya çıkarma hamlesi hızını artırarak devam ediyor. Yurtdışından ve Türkiye'nin batı illerinden bölgeye gelen yüzlerce hayırsever işadamı, dayanışma ve kardeşlik ruhunu yatırımla sürdürmek için kolları sıvadı. Bölgeyi yıllarca ihmal ettiklerini geç de olsa anladıklarını itiraf eden işadamları, Güneydoğu'nun cazibe merkezi haline getirilmesi halinde sıkıntıların aşılacağı görüşünde. İşadamları, ortak yatırımlar için de Diyarbakırlı işadamları veya sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmayı düşünüyor. Diyarbakır'a düşen bombanın herkesi yaktığını söyleyen işadamlarından Tacettin Negiş, “Türkiye'nin Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle bir bütün olduğunun unutulmaması gerektiğini” söyledi. “Bölgede öncelikle cehaletin önüne geçilmesi gerektiğini” anlatan Tacettin Negiş, "Diyarbakır'ın acısı bizim de acımız. Bundan sonra bölgedeki dertleri değil, yapılacak yatırımları konuşalım. Cehaleti önlememiz lazım. Bunun için bizim gibi işadamı ve sanayicilerin, devlet öncülüğünde okul ve okuma evlerini çoğaltması gerekiyor. Bölgenin eğitim düzeyi artırılmalı. Halk bilinçli hale getirilmeli. Ardından yatırımlar yapmamız, bölge halkına yeni iş sahaları açmamız lazım. Buradaki sivil toplum kuruluşları bizlerle bir konsept hazırlamalı. Bütünleşme sağlanırsa bu iş çözülecek. Ancak yeni iş imkanları açarak, yoksulluğun önüne geçerek terör belasından kurtulabiliriz. Bu konuda bize önemli görevler düşüyor." şeklinde konuştu.
Tekstilci işadamı Ali Akbulut, “Diyarbakır'ın acısını paylaşmaya geldiklerini” anlattı. “Cehalet ve yoksulluğun terörü beslediğini” aktaran Akbulut, "Bundan sonra inşallah buralara sanayi için, iş yapmak için geleceğiz. Kardeşliğimizi, yöre halkına yeni iş imkanları açarak pekiştireceğiz." dedi. Bir başka tekstilci İrfan Hacıosmanoğlu ise talihsiz bir dönemin yaşandığını ancak bundan sonra hep beraber el ele olacaklarını belirtti. Hacıosmanoğlu, "Asıl mesele eğitimdir. 21 tane okuma salonunu 100'lere çıkarmamız lazım." diye konuştu. İstanbullu işadamı Fevzi Gürses, “Doğu ile batı arasında hiç ayrı gayrılarının olmadığını gördüğünü” söyledi. Gürses, "Onlara zamanında yardımcı olamadık. Dağa çıkmaları önlemeliydik. Artık yatırımlar yapılmalı, halkın gönlü alınmalı. İnanıyorum ki bizler bundan sonra kardeşlerimizi yatırımla kucaklayacağız." diye konuştu Yine işadamlarından Mehmet Zeki İyibaş da bölgeye acilen yatırım yapılmasını gerektiği konusunda hemfikir. İyibaş, "Sadece olayı kınamakla olmuyor. İşadamları olarak bölgeye yatırım yapmalıyız. Eğitim faaliyetleri kendi içinde muhakkak olacak. Eğitimciler zaten bölgede en güzelini yapacaklardır. Ama işadamları olarak buraya yatırım yapmazlarsa 30 sene daha bu sıkıntıları yaşayacağız." diyerek önemli bir noktaya parmak bastı. İstanbul'da ikamet eden Bingöllü işadamlarından Zekai Ademci de şunları söyledi: "Doğu'yu cazibe merkezi haline getirirsek terörün biteceğine ve buradaki insanların bakış açısının değişeceğine inanıyorum." Terörle mücadelede alınacak önlemlerin kararlı ve emin adımlarla devam etmesi vicdan sahibi olan herkes için sevindirici bir gelişme olarak karşımızda duruyor. Türkiye, artık gelecek günlere barış dolu umutlarla yürüyor.
Helin Demir helindem@mynet.com
21.01.2008 14:44:25 slm | serseri_kalp_16 | slm mrb nasılsını tanışalımı msn adresimdede olur???????? |
|
|