Türkiye'nin İlk Dijital 101 Oyununun 25 Yıllık Hikâyesi

İhsan Karagülle'nin Kaleminden [English Version] [PDF Olarak İndir] R1.5

Bu yazıda sizlere; 2001 yılında, görevli olarak bulunduğum Hakkari’de lojmandaki odamda temelleri atılan ve ismini de bu toprakların samimiyetinden alan Hakkarim.net’in 25 yıllık serüvenini anlatacağım.

İhsan Karagülle Kaleminden İlk 101 Oyunu ve Hakkarim.net Hikayesi Kapağı İhsan Karagülle Kaleminden İlk 101 Oyunu ve Hakkarim.net Hikayesi Kapağı

Bir tanıtım sayfası hayaliyle başlayıp milyonları buluşturan dijital bir memlekete dönüşen bu yolculuğun perde arkasını; siyah bir komut ekranında internetin gelmesini beklediğim o ilk günlerden Peak Games ile olan görüşmelerimize, mobil çağa geçiş sancılarımızdan okey masalarında kurduğumuz 'empati' anayasasına kadar aklıma gelen ayrıntıları paylaşacağım.

Bu bir girişimcilik hikayesi değil çünkü bir girişim olarak başlamadı, tümüyle can sıkıntısından, boş zamanlarda kodlanan bir oyunun belki de ilk olması sebebiyle bu kadar büyümesinin hikayesi.

Hakkari’yle tanışmam

Millenium'a 1 kala 1999 yılında Hakkari'ye tayinim çıktı. Yüzüncü Yıl Üniversitesine bağlı Hakkari Meslek Yüksekokulunda bilgisayar programcılığı derslerine giren öğretim görevlisiydim.

Hakkari Karlar Altında Hakkari

Hakkâri’ye ilk defa gelirken herkes gibi tedirginim, ama gelince fikrim değişti, oldukça sıcak insanı ve muhteşem doğasıyla çok güzel bir yer.

İlk olarak hakkari.guzeldir.com isimli bir sub domain üzerine Hakkari'ye gelenlere yol göstersin diye bir tanıtım sayfası hazırlıyorum. 2001 yılında ise hakkarim.net domainini alarak kapsamlı tarih, coğrafya, önemli şahsiyetler, yerel müzikler, yerel yemekler gibi bilgiler ekliyorum.

"Lanet İnternet"

İnternet o yıllarda çevirmeli ağlarla sağlanıyor ama biz Yüksekokulun lojmanında oturduğumuzdan Yüzüncü Yıl Üniversitesine bağlı 1 MBit framerelay bir hat ile bağlıyız. O yıllarda 1 MBit hız müthiş bir şey, normalde hızlar 56KBit ve çevirmeli.

Ama bir sorunumuz var, üniversite merkezi Van'da ve biz 200km uzaktayız. Bağlantıda bir sorun olduğunda mesai saatleri dışında ya da hafta sonundaysak birisi gidip router'ları resetleyene kadar internetimiz olmuyor.

Biz de internet geldi mi gelmedi mi diye sürekli browsere adres girip kontrol etmek yerine bir komut istemi açıp ping x.x.x.x -t yazarak herhangi bir ip adresine ping atıp gelen cevaba bakıyoruz. Sürekli Ping timeout yazıyorsa gelmemiş.

Ama bu gelmeme sorunu saatlerce sürdüğünden pc başında beklemek de sıkıcı hal alabiliyor. TV izlerken göz ucuyla ekrana bakıp internet var mı yok mu bilgisini bu ping cevabından anlamak zor, çünkü siyah bir ekranda küçük harflerle yazdığından uzaktan anlaşılması zor.

Bilgisayardan aşina olanlar ping komutunun aşağıya aldığım o karanlık ekran görüntüsünü bilir:

Karanlık Ping Ekranı

Gemini'ye tarif ettim odayı çizmesi için, sağ olsun çok yakın bir tasarım yaptı: (Tıklayıp büyütebilirsiniz)

Aslında 3 tane değil 2 tane tekli koltuk vardı ama nedense her seferinde 3 tane çizmekte ısrar etti, ben de daha fazla üstelemedim.

Pingkontrol.exe

Ping sorununu çözmek için bir programcı olarak hemen Delphi'yi açıp basit bir uygulama yazıyorum. Ping varsa Yeşil bir bar, yoksa Kırmızı bir bar. Böylece TV izlerken rahat rahat ekranı kontrol edip, internet geldiğinde hemen bilgisayar başına geçebiliyorum.

PingKontrol programı PingKontrol programı

Programın adı da pingkontrol.exe. Aynı sorunu lojmanda yaşayan diğer arkadaşların da yaşadığını bildiğimden programdan onlara da bahsediyorum ve hepsi büyük bir zevkle yüklüyorlar, böylece internet geldiği anda hiç zaman kaybetmeden ağa dalıyoruz :)

Bu program, daha sonra yazacağım ChatWork.exe'nin ve nihayetinde 101 oyununun temelini oluşturdu. Her şey internetin gelip gelmediğini merak etmekle başladı.

Ama bu kesintiler uzayınca bazen cumadan giden internet pazartesiye kadar gelmediği olurken bazen de canı sıkılan bir görevlinin Van'daki bilgi işleme gidip routerleri resetlemesiye aynı gün de çözülebiliyor. Bu belirsiz süreli kesinti mantığı bizim de bir gözümüzün TV'de bir gözümüzün PC 'de olmasına yetiyor.

Chatwork.exe

Uzun kesintiler can sıkıntısını da artırdığından yerel ağda bile internetteymişiz tadı alabilmek için bu pingkontrol.exe uygulamama basit bir sohbet kısmı ekliyorum.

Hiç protokollerle uğraşmamak için broadcast mantığıyla çalışan UDP protokolü ile basit bir mesajlaşma protokolü oluşturuyorum. Bir de ağdaki katılımcı listesini tutan bir broadcast mesajı yayınlıyorum.

Ağda pingkontrol.exe programı kimin bilgisayarında açıksa o bilgisayarın adı bir listede görünüyor. Böylece birbirimizden de haberdar oluyoruz.

Bir sohbet ekranı ekleyip programdan mesaj gönderilebilmesini sağlıyorum. PC başında olmama ihtimaline karşı da bir mesaj sesi ekliyorum. Böylece biri bir şey yazdığından tüm pingkontrol.exe müdavimleri mesajdan haberdar oluyor.

O zamanlar internet bu kadar yaygın olmadığından herkes ICQ ve MSN Messenger'dan bu tür biplemelere çok alışık ve o mesaj sesi hemen dopamin seviyemizi yükseltiyor. İnternet yok ama tanıdık sesi var :) Bu arada pingkontrol.exe ismi ChatWork.exe olarak değişiyor (Network'te Chat'in kısaltması)

Programa profil resmi koyma gibi özellikler de ekleyip iyice bir Chat Client yapıyorum ama bilindiklerden farkı bunun Local ağda Server gerektirmeden çalışması (broadcast sistemi sebebiyle)(İnternete de bu isimle yüklemiştim ihtiyacı olanlar kullanabilsin diye, Antalya’da bir otel (5* Turquoise Otel) onlara özel bir versiyon yapmamı istemişti, ücretsiz yapmıştım, ne kadar süre kullandılar bilmiyorum).

Local Ağda çalışan Chatwork programı Local Ağda çalışan Chatwork programı

Ama başlarda dopamin yükselten bu tanıdık ses zamanla sabahlara kadar uzayan sohbetler sebebiyle rahatsız edici olmaya da başlıyor.

Sadece internet var mı diye kontrol etmek isteyenler lojmanda iki kişinin sohbet biplerinden rahatsız olmaya başlayınca Özel Sohbet kısmı da ekliyorum. Böylece ChatWork.exe'yi çalıştıran herkes sohbete katılabileceği gibi (genel sohbet) sadece iki kişi de diğerlerini rahatsız etmeden sabahlara kadar özelde yazışabiliyor.

Chatwork programı Özel Mesaj özelliğiyle Chatwork programı Özel Mesaj özelliğiyle
hakkarim.net 101 oyunundaki genel sohbet ve özel sohbet modülleri o yıllardan kalma

Dünyada Bir İlk: 101'in Kodlanması

Bu arada milli oyunumuz olan okey Hakkari'de farklı bir şekilde oynanıyor. O yıllarda klasik okey internetten oynanabiliyor ama Hakkari'de oynanan 34/101 oyunu hiç bir sitede yok. Bana da halktan sık sık istekler geliyor:

Hocam bu oyunu yazsanız.

O yıllarda ekran çözünürlükleri de o kadar düşük ki, genelde 800x600 çözünürlük kullanılıyor ve bu çözünürlükte 101 oyunundaki el açma mantığını falan sığdırmak zor. 1024x768 ekran çözünürlüğü de var ama çok yaygın değil. Yaygın olmasa da 1024x768 ekran çözünürlüğünde çalışacak bir tasarım üzerinde kafa yormaya başlıyorum.

1024x768 çözünürlük 101 oyunu için yeterince iyi

Yüksekokul Hakkari'de bir tepeye kurulmuş ve kar yağdığından bazen 1 hafta şehre inemediğimiz oluyor. Yani vaktim çok, sohbet kısmını da chatwork.exe ile hazırlamışım zaten.

Bir de hakkarim.net sitesini Hakkari tanıtımı için açmıştım orada bir de tanışma hattı yapmıştım. Kullanıcılar kendilerine birer profil oluşturup birbirlerinin sayfasına mesaj yazabiliyorlar. Yani üye altyapım da var aslında. Ama henüz ortada oyun yok.

Hakkari Meslek Yükseokulu Hakkari Meslek Yükseokulu

Uzun kış geceleri ve İlk 101 Porgramı

Yine uzun ve zorlu geçen kış gecelerinden birinde başlıyorum bu oyunu yazmayı düşünmeye. Amacım lojmandaki arkadaşlarla local ağda oynayabileceğimiz bu oyunu yazmak.

Oyunun ilk internete koyduğum tarih Mayıs 2005. Yani Ocak Şubat gibi sanırım başlamışımdır kodlamaya. Bu aynı zamanda dünyada ilk kez programlanan 101 oyunu programı. 27 Mayıs 2005 tarihli archive.org kaydında ilk örneğimiz görülebilir: archive.org linki

Dünyanın ilk 101 programı Dünyanın ilk 101 oyunu programı

Başlangıçta Broadcast yoluyla çalıştığı için sunucu gerektirmeyen ChatWork sohbet için bu işi görse de işin içine oyun mantığı girince bir sunucu yazılımı da gerekiyor ve UDP broadcast mantığından çıkıp TCP protokolü kullanan bir Server yazılımı da kodlamaya başlıyorum.

Odamda bulunan pcde çalışıyor bu server, zaten uzak masa üstü bağlantısı ile lojmandaki odamdan okuldaki odama bağlanıp kodları güncelleyebiliyorum.

Lojmanda okulla aynı ağda olduğumuz için odamdaki bilgisayarın Local IP adresine bağlanacak şekilde oyunu geliştirmeye, arada denemek için heyecanla bekleyen arkadaşlara kopyalarını göndermeye başlıyorum.

Daha internete koyma aşamasında değiliz zaten yazarken derdim de o değil. Amacım lojmanda arkadaşlarla internet yokken güzel zaman geçirmek.

Ama 4 kişiyi bulmak o kadar zor ki. Küçük bir okul, 20 daireli lojman ve o yıllarda PC kullanımı çok yaygın değil, PC sahibi 6-7 kişiyiz ama bunları aynı anda dördünü bir araya denk getirmek zor.

Bu arada hocam bu oyunu yazsanız diyenlerin de haberi oluyor ve onlar da katılmak istiyor. Sunucuyu dış IP'lerden de girecek şekilde güncelliyorum.

O yıllarda programın ilk versiyonunu kullananlar belki hatırlar. Bağlantı penceresinde Local Bağlantı diye bir seçenek vardı. Lojmandan girenler bunu seçmesi gerekiyordu çünkü dış IP ile iç IP farklıydı.

Dünyanın ilk 101 programı Local Bağlantı özelliği

Oyuna ait bu ilk ekran görüntüsünün Archive.org linki

Aslında bu çözünürlük hikayesi ve ilerde bahsedeceğim PeakGames olayı programcılıkta zamanlamanın ne kadar önemli olduğunu da gösteriyor.

PC çağının 1989 yılından beri içinde olan biri olarak 320x200 çözünürlükten 640x480'lere ardından 800x600 ve 1024x768'lere artışına şahit oldum ancak 1990'ların 320x200 çözünürlüklü ekranları zamanında böyle bir uygulama yapılmış olsa bile verimsiz ekran kullanımı sebebiyle başarı şansı çok düşük olurdu.

2010'larda mobil çağa girerken ekran çözünürlükleri düşse de dokunmatik deneyimden dolayı durum 1980-90'lar kadar imkansız değildi.
2005 yılı tam da 1024x768 çözünürlüğün yaygınlaşmaya başladığı ve 101 oyunu gibi yere taş açmayı gerektiren oyunlar için yeterli alanın sağlanabildiği yıllardı. Bu oyunu 5 yıl önce 640x480 çözünürlüğün yaygın olduğu bir yılda yapmış olsak kullanıcı deneyimi bu kadar iyi olmazdı.

1024x768 çözünürlük bizi PC'de özgürleştirirken 2010 yılında başlayan mobil çağa ayak uydurmamızı da zorlaştırdı aslında.

İşte 2005 yılındaki oyuna ait ilk salon görünümümüz:

Dünyanın ilk 101 programı Salon görünümü 2005 yılına ait ilk salon görünümümüz:

Oyuna ait bu ilk salon görüntüsünün Archive.org linki

Program henüz o kadar yeni ki 1500 puanla başlayan oyunda en yüksek puan 1502 henüz :)

Bu da 2005 yılına ait ilk oyun masası görüntümüz:

Dünyanın ilk 101 programı Masa görünümü 2005 yılına ait ilk oyun masası görünümümüz:

Oyuna ait bu ilk masa görüntüsünün Archive.org linki

İzmir Güzel İzmir

Zaten Hakkari’yi tanıtmak için açtığım sitem olduğu için üye alt yapısını oradaki tanışma hattına entegre ediyorum ve siteye bir indirme linki ekliyorum. Programı dışardan girişe imkan verecek şekilde güncelliyorum ve Hakkari'de bir internet cafede meraklı 3 kişiyle birlikte teste oturuyoruz.

4 kişi bir masa açıp oynamaya başlıyoruz ve inanılmaz bir şey oluyor:

Bizim dışımızda biri salona bağlanıyor. Ağzımız açık kalıyor. İzmir’den profil oluşturmuş bir kadın salona giriyor. Bir süre ne yapacağımızı şaşırıyoruz, o da kendine masa falan açıyor sonra hiç bir şey demeden çıkıp gidiyor.

İzmirden giren ilk kullanıcımız Ülkenin diğer ucundan, İzmir'den giren ilk oyuncumuz

Aslında biliyoruz birileri oyunu indirip üyelik açarak oyuna bağlanabileceğini ama birinin programı indirip bağlanması yine de şaşırtıcı. (O yıllarda da bilgisayara bir EXE dosyası indirmek cesaret işi, şimdilerde Türkiye’de çok az sayıda firmanın sahip olduğu Microsoft Extended Validation Code Sign sertifikası ile exe dosyalarımızın güvenilir olmasını sağlıyoruz)

İlk üyelerimiz ve sorunlar...

Başlangıçta sadece oyun mekaniği düşünerek yazdığım program kullanıcı sayısı arttıkça bir yönetim sorununu da gündeme getiriyor. Uygunsuz konuşmalar, yenilince kaçmalar vs gibi problemler baş gösterince oyuna yönetimle ilgili kısımlar eklemeye başladım.

Şu an kodun %10'u oyun %90'ı yönetimdir muhtemelen. Bu yönetim kısmı o kadar önemli hale geliyor ki yönetimi de yönetmek gerektiğini fark ediyoruz kısa zamanda.

Kodun %10'u oyun %90'ı yönetim

Ve böylece bitmez tükenmek bilmeyen toplantılarımız başlıyor. Bir taraftan müthiş bir ilgi var, ülkenin her tarafından insanlar uygulamayı indirip oyuna geliyor diğer tarafdan sorunlu üyelerin çıkardığı problemleri çözmek için her gün güncelleme yayınlamaya başlıyorum.
Önce sorunlu üyeler üzerinde işlem yapabilecek yönetici yetkisi tanımlıyorum.

2xSorun

Bir süre sonra sorunlu yönetici kavramıyla tanışıyorum.
Normalde üyelerin sorunlarını çözsün diye yetki verdiğim kişi sorunlu çıkarsa o yetkiyi kötüye kullanmaya başladığında hiç yetki vermemekten daha kötü bir ortam oluşuyor.
Önce konuşarak, toplantılar yaparak bu sorunu çözmeye çalışıyoruz ama bir süre sonra yöneticiler çoğaldıkça kendi aralarında da sürtüşmeler başlıyor. Yine manuel düzeltmeye çalışıp içlerinden bir kaçını Hakem yönetici seçiyoruz, normalde o hakem benim ama ben hem kodu güncellemek hem gereksiz sorunlarla uğraşmak istemiyorum, yönetici sorunlarını 3 hakem yöneticiye havale edip bir süre rahat nefes alıyorum.
Bu arada topluluk hızla büyüyor ve ülkenin dört bir yanından Hakkari’ye tur yapmaya başlıyorlar.

Piknik

Mayıs ayında yayına aldığım oyun Temmuz ayına geldiğinde o kadar büyümüş oluyor ki ikinci kez oyuncularımız ve yöneticilerimizden bir grupla Hakkari'de buluşuyoruz. Zap suyu üzerine kurulmuş asma köprüden Indiana Jones gibi geçerek şimdi ismini hatırlamadığım iki dağ arasında güzel bir dere akan vadiye pikniğe gidiyoruz.

Hakkari Asma Köprü Indiana Jones filmini aratmayan, Zap Suyu üzerindeki o asma köprü

Akşam döndüğümüzde tatatatam. Oyun donmuş. Kimse giremiyor. Sistemi resetleyip tekrar çalıştırıyorum ama bu niye dondu ki.

Salon 2

Kullanıcılar da çoğalmaya, aynı anda 150 kişi kadar online oyuncu olmaya başladı. Aslında bunları bölmek lazım diyerek -diğer oyun sitelerinden de olan- salon mantığı getiriyorum. Herkesi aynı yere bağlamak yerine 100 kişilik gruplar olsun diyerek Salon 1, Salon 2 oluşturuyorum. 100 kişiye ulaşınca salon dolu mesajı veriyor, isteyen diğer salona geçiyor.

Hakkari Salon 1 ve Salon 2

Programın bir kopyasını daha çalıştırıp ismini yuzbirsever2.exe yapıyorum ve farklı bir portta ona ayarlıyorum. Böylece az bir eforla oyunun ikinci kopyası da sorunsuz çalışmaya başlıyor.
Ama lanet donma arada bir gerçekleşiyor. 3-4 günde bir program garip bir şekilde donuyor. Üstelik 2 kopyadan biri çalışırken diğeri donuyor. Yani bağlantı sorunu olsa ikisi birden sorun çıkarması gerekirken rasgele zamanlarda ikisinden biri donmaya başlıyor.

En zor hata tespiti canlı bir sistemde rasgele meydana gelen donmaları çözmek.

Kullanıcı-yönetici sorunlarından başka bir de bu donmayı anlamaya çalışıyorum.

Salon 3,4,5

Site hızla büyüyor, 2. salon da yetmemeye başlıyor, 3,4 derken 5. salonda başka bir sorun baş gösteriyor. Salon açtıkça yönetici de almak zorunda kalıyoruz ki o salonda oyun oynarken sorun çıkaran olursa müdahale edebilsin. Bu arada o kadar çok yönetici olmak isteyen var ki, yakın çevremizden küsmeler darılmalar da başlıyor ama asıl sorun bu değil:

Herkes Salon 1'de olmak istiyor.

Çünkü orası en popüler salon, önce orası doluyor, tanıdık herkes orada. Salon 1'de yönetici olmak çok klas bir şey ama Salon 2'nin de yönetilmeye ihtiyacı var. Bu durum Salon 5 açıldığında sorun olmaya başlıyor.
Oyun yayına alınalı 8 ay olmuş, onlarca yöneticimiz var, hakem yönetici diye en iyi 3 yöneticimizi görevlendirmişiz bunlar yönetici alımlarına karar veriyor ve görevini düzgün yapmayanları ya görevden alıyor ya uyarıyor vs. Ama kimse Salon 5'te olmak istemiyor, gelen oyunculara surat asmaya başlıyorlar, çünkü Salon 5'te oyuncu olmazsa yöneticiler Salon 1'e geçip o tanıdık popüler ortamda oynamak istiyorlar, bu yüzden de Salon 5'e gelen oyunculara kötü davranmaya başlıyorlar.

Reklamlar

Burada bir mola verip bunca oyuncuyu giderleri falan ne yapıyoruz konusuna geleyim.

Oyuncu sayısı artınca bir dedicated sunucu kiralayıp server yazılımını bu sunucuya taşıyorum.

Öncelikle gelir kalemi olarak herkes gibi reklam düşünüyoruz, bir kaç reklam buluyoruz da.

Ama taşıma suyla değirmen döner mi, doğrusu değirmeni falan düşündüğümüz yok, tamamen amatör bir proje para kazanalım kaygımız da yok.

Sunucu giderini karşılarsa ne ala. İstanbul’dan bir yöneticimiz (khoc) harıl harıl reklam görüşmeleri yapıyor, Türk Hava Yolları ile :) görüşüyor, en sonunda Van'dan bir akrabasını ikna ediyor reklam vermeye :)

Sanırım 2 defa reklam aldık. Sonra bu salon dolma konusu olunca gold üyelik yapalım dedik (Kasım 2005).

Salon 1'de olmalıyım diye ısrar edenler o zaman aylık 11TL olan gold üyelik alıp istediği salona dolu olup olmamasına bakmaksızın girebiliyordu.

Oyunu yayına aldıktan 6 ay sonra gold üyelik modelini aktif etmiştik ama çok popüler olduğu söylenemez yine de giderleri karşılamaya katkısı oluyordu.

İlk gold üyemiz 11 TL havale ettiğinde miktar aslında küçük ama o ilk exe dosyamızı bize güvenip indiren İzmirli kullanıcımızın sevinci bir kez daha oluştu.

Vayyy demek para vermeye değer görmüşlerdi. Oyun açıldıktan 6 ay sonra ilk ücretli özelliğimizi hayata geçirmiştik.

Para vermeye değer görülmek programcı için motive edici bir duygu.

Bu reklam konusu o kadar dandik bir gelir modelidir ki hem oyuncuyu canından bezdirir hem programcıyı, o ilk 2 reklam denemesinden sonra reklam modelini tümüyle çıkardık oyundan. 3 kuruş para için oyuncuyu rahatsız etmeye değmezdi.

Mobil oyunlar içerisinden reklam barındırmayan az sayıda siteden biriyiz.

Reklam = Kullanıcıyı rahatsız eden kötü bir gelir modeli.

Bu teknik bir sorun

Mola içinde başka bir mola daha verip (kelile ve dimne hikayesi gibi oldu) donma konusuna geleyim.

Normalde TCP protokolü bağlantının kesildiğini her zaman tespit edemez, o yüzden bir Ping protokolü tasarlarsınız, belirli aralıklarla sunucuya mesaj (Ping) gönderip ondan bir cevap geliyor mu diye bakar, geliyorsa tamam bağlıdır.

Ama bazen şu olur, bu o kadar nadir olur ki zaten sorun nadir olduğundan tespiti zordur.

Sizden sunucuya gider ama sunucudan size gelmez. Sunucu size bir türlü mesajı ulaştıramaz, sizden mesaj aldığı için de sizi canlı kabul eder ve bağlantınızı kesmez.

Size gelmeyen mesajlar sunucuda birikir, birikir, birikir ve Windows'un o bağlantı için ayırdığı alanın tümünü doldurur, artık Windows daha fazla mesaj göndermesini kabul etmez çünkü size ait olan alan dolmuştur, o mesajlar ulaştırılıp o alan boşalıncaya kadar tüm mesaj alımı donar.

Bunu engellemek için bir PONG protokolü gerekir, ayrıca Windows'un her bağlantıya ayırdığı alanı mümkün olduğu kadar artırmak da bu sorunların daha az olmasını sağlar.

Her ikisini de ekledim programa ama tespit etmem sanırım 1 ay sürmüştür, hem program canlıda test edilmeli (çünkü bağlantı sorunu olan bir kullanıcı bunun sebebi) kendi kendinize test ederek o sorunu görmek mümkün değil, hem de hata program seviyesinde değil işletim sistemi seviyesinde (aslında bir hata da değil protokolün normal davranışı) meydana geldiğinden tespiti uğraştırıcı.

Bu dediğim soruna online oyunlarda bulunmuş kişiler karşılaşmıştır, oyunculardan biri sizin yazdıklarını göremez ama siz onun yazdıklarını görürsünüz. Sebebi sunucunun ona mesaj gönderememesi ama ondan gelenleri alabilmesidir.

İşte bu sorunu yaşayan oyuncuyu belirli bir süre bağlantısını kesmezseniz ona ayrılan stack bölgesi dolacağından tüm mesaj gönderimi durur.

Evet Salon 5 demiştik

Belki Salon 5 olmasa, o suratsız yöneticilerimiz olmasa hakkarim.net bu kadar büyüyemezdi.

Oyunu yayına aldığım ilk günden bir yönetim sorunu vardı.

Oyunu yazmak yetmiyordu, bu büyük kitleyi yönetmek gerekiyordu

Yüksekokul Müdürünün 16 yaşındaki oğlu ile Emniyet Müdürü aynı masaya oturduğunda birisinin lan demesi bile ortamı germeye, hocam bu ne diyor ya niye çoluk çocuğu alıyorsunuz sitemi ile baş başa kalmamıza sebep oluyordu.

Bu sorunları bitmek tükenmek bilmeyen yönetim toplantılarıyla hassas dengelere oturtmuştuk, hangi kelime yasak hangisi serbest vs.

Ama bu asık surat sorunu çok ciddi bir sorundu ve bu salonlar arttıkça her salona en az 5-10 yönetici atamak gerekiyordu ki 24 saat içerisinde en az 1 yönetici online olabilsin.

Yeni iş modeli keşfetmemizin sağlayan sendorum: Suratsız yönetici sendromu

İlk salon kiralama

Ve yöneticileri toplayıp bu sorunu konuşurken dedim ki bu böyle olmayacak. Salon 5'i kiraya vereceğim.

Hocam olur mu para verdim diye adam her şeyi yapar, çok yanlış, asla yürümez deseler de onları dinlemedim. Salon 5'i oyunu yayına alındıktan 9 ay sonra Şubat 2006'da kiraya verdim.

Van’dan büyük bir araba markasının bayisi ilk kiracımızdı.

Ve yine inanılmaz bir şey oldu. Salon 5'i o zaman aylık 150TL ödeyerek kiralayan oyuncumuz salona gelen oyuncuları hoş geldiniz diye karşılamaya, çiçekler vermeye, hocam ben salonumu Gold yapmak istiyorum salonuma giren tüm üyeler gold olsun diyerek yeni bir özellik Salon Gold (aylık 100TL) özelliği programlamama sebep oldu.

Salon bizdeyken ne işiniz var burada, gidin biz de Salon 1'e gidip oyun oynayalım diyen kendi yöneticilerimiz yerine salona girenleri karşılayan, onlara gold özelliği hediye eden, turnuvalar düzenleyen ve üstüne bize aylık kira ödeyen bir yönetim modeli.

Para veriyorum o halde boş kalmasın

Bu modelde salonu kiralayan kişi salona ücret ödediği için salonun boş kalmaması için çaba gösteriyor, gelen kullanıcıları memnun ederek Salon 1 yerine o salona gelmelerini istiyordu.

Yönetim yükünü mikro düzeyde üstleniyor, doğrusu bizden de iyi yapıyordu. Yönetim problemini çözemesek büyüyebilir miydik, sanmıyorum.

Salon kiralama modeli tüm oyun sitelerine örnek oldu

Bu salon kiralama modeli o kadar tutuldu ki sonradan tüm oyun siteleri bu modele geçtiler. Örneğin o zamanlar çok büyük bir oyun sitesi vardı (mynet) , yönetim sorununu çözemediklerini o kadar görüyorduk ki, çözemedikleri için genel sohbeti kapatmış, sadece gold üyeler genelde konuşabilir diye bir kural koymak zorunda kalmışlardı. Oysa bizde genel sohbet adı üstünde sohbet alanıydı ve gerekmedikçe kapatılamazdı.

Sonradan Mynet'te salon kiralama modeline geçti ama yine yapamadıklarını o kadar görüyorduk ki, bizde salon sahibi bile olsan bir oyuncuyu haksız atamazsın, atarsan salonunu kapatırız kuralı varken onlarda salon kiralama avantajları olarak istediğin oyuncuyu atabilirsin yazıyordu :) (15.04.2026 hala yazıyor)

Salonlar, Salonlar

Bu salon kiralama yöntemi herkesin ağzını açıkta bırakmıştı, ben de bu kadar iyi olacağını düşünmemiştim. Sonra bize ait olan salon 4,3,2'yi de kiralamak isteyenler oldu, Salon 1 hariç diğerlerini kiraya verdik. Çünkü bizden iyi yönetiyorlardı, en azından gelen oyunculara çok iyi davranıyorlar, tekrar gelmesi için aktiviteler düzenliyorlardı.

Salon 1 sitenin hem diğer salonlara yönetimsel anlamda kuralların nasıl uygulanması gerektiğini gösteren örnek salonuydu hem de yönetim salonu gibiydi. Uzun bir süre böyle kaldı.

Salonlar çoğalınca salonlar arasında sorunlar da çoğalmaya başladı.

İlk Salon 5'i kiralarken admin özelliği eklemiştim. Salonu kiralayana 2 tane Admin hakkı veriyordum onlar kendi yöneticilerini alabiliyorlardı. İlerde bu iki admin olayı da sorun olmaya başladı, yaptığımız bir düzenleme sonrası iki adminle sorun olan bu durum 125 adminle sorun olmamaya başladı. Anlatırım belki ilerleyen bölümlerde.

Denetleyici, Koordinatör, Yetkili

Salonlar arası sorunlar baş gösterince yönetim kademesine iki yeni yetki ekledik. Denetleyici ve Koordinatör.

Eğer bir yönetici bir oyuncuya haksızlık yaparsa site adına görev yapan Denetleyici şikayeti dinler, yönetici haksızsa yaptığı işlemi kaldırır, gerekiyorsa yöneticiyi cezalandırır.

Koordinatör de Adminlerle ilgili şikayetlere bakar diğer salon adminleriyle ilgili sorunlar varsa onları çözer, bunların en üstünde de Yetkililer bu sorunlar diğer kademelerde çözülememişse veya verilen karar beğenilmemişse yetkiliye kadar giderdi.

O zamanlar yönetim kadememizi şu şekilde şekillendirdik:

  • Salon 1 (sitenin salonu ve onun yöneticileri)
  • Denetleyici
  • Koordinatör
  • Yetkili
  • Denetleyici ihtiyacımızı Salon 1'de uzun süre kalıp sistemi öğrenen ve orada belirli bir kalite düzeyinde olduğu anlaşılanlardan seçmeye başladık.

    Denetleyiciler uzmanlaştıkça da Koordinatör, Yetkili gibi yükselme yolu açıyorduk.

    Denetleyiciler daha amatör olduğundan Adminler arası sorunlara Koordinatörlerin bakmasını istiyorduk, onlar daha uzun süre yönetimde bulunduklarından bu konularda daha sağlıklı karar verebilirlerdi.

    Şikayetler, ah şikayetler

    Dedik ya oyunu yazmak yetmiyordu, kullanıcı şikayetlerini de yönetmek gerekiyordu, diğer oyun sitelerinde şikayetin varsa ekran görüntüsü at işleme alalım mantığı vardı ama o sistemdeki sıkıntıyı görüyorduk:

    Az biraz bilgisayardan anlayan biri sahte ekran görüntüsü yapıp kendisi küfür ettiği halde başkasını etmiş gibi gösterip suçsuz insanları cezalandırabilirdi ki bunu denediler çok defa.

    Bu sorunu dijital imza ve Ş düğmesi ekleyerek çözdüm

    Sohbet penceresindeki Ş düğmesine basarak son 10 satırı yöneticiye gönderebiliyordun, sorun son 10 satırda anlaşılacak gibi değilse K düğmesine basıp konuşmayı kaydedebiliyordun.

    Sistem bu konuşma dosyasını imzalayarak bilgisayarına kaydetmene izin veriyordu.

    Konuşma dosyasını açıp değiştirsen bile imza geçerli olmayacağı için yöneticilerimiz ellerindeki imzakontrol.exe programı ile hemen sahte kaydı anlayıp sahtekarlıkları engelliyordu.

    Şimdilerde bu sistem de otomatik, artık bilgisayarınıza yükleyip sikayetkontrol.exe imza denetiminden geçmesine gerek yok, kullanıcı isterse incelemek üzere sisteme yükle butonuna basarak sisteme yükleyebiliyor, bu işlem sırasında otomatik denetim gerçekleşerek imzanın sahte olup olmadığı algılanıyor.

    Şikayet tutarlılığı sorunlu PC uzmanlarını (lamer) sistemden uzak tutuyordu

    Program çok büyüyüp kitle çok genişleyince tabi bilgisayar korsanlarının da hedefi olabiliyor, illa korsanlık değil meraklı programcılar diyelim.

    K düğmesine bastığınızda program konuşmayı kaydedip imzalıyordu ama programcılıktan anlayanlar bilir ki ekrandaki konuşmayı bellek editörleriyle değiştirebilirsin, ekranda değiştirilmiş bir konuşma varken K düğmesine bastığında program bu hatalı kaydı imzalar.

    Bellek değiştirilerek sahte imza oluşturulamasın diye program belleğine erişimi engelledim (nasıl yaptığımı anlatmayacağım).

    Yani bellek editörleriyle ekrandaki metni değiştirseniz bile sistem bu değişikliği algılayıp bu sahte konuşmayı imzalamıyor ya da Ş düğmesi ile yöneticiye iletilmesine izin vermiyordu.

    Programcı oyuncu olursa

    Yıllar yıllar önce daha hakkarim.net yokken başka bir sitede okey oynarken merak edip oyun trafiğini sniff etmiştim (sniff ağı koklama anlamına gelen ağdaki tüm trafiği izlememizi sağlayan yöntem).

    Oynadığım site oyunun daha başında çekilecek tüm taşları oyunculara (programa yani) gönderiyor, oyuncudaki program da o listeden taş veriyordu.

    Ağı sniff edince yerdeki tüm taşları (basit bir aritmetik işlemle kodlamıştı) çözüyor ve ne çekeceğimi görüyordum.

    Sadece benim değil herkesin ne çekeceğini görüyordum çünkü tüm taşlar oyunun başında bildiriliyordu. Yanımdaki oyuncuya "okey çekeceksin" deyip okey çektiğinde yaşadığı şaşkınlık görülmeye değerdi.

    O siteden edindiğim tecrübeyle ben öyle yapmadım tabi. Taşı hem sadece çekileceği zaman gönderiyordum hem de ağın sniff edilmesini önlemek için TLS-güvenli/şifreli bağlantı kullanıyordum.

    Oyun deyip geçmemek lazım, güvenlik her yerde öncelik olmalı

    Üstelik o sitede tek sorun bu da değildi, ağa paket enjekte edip istediğim taşı almayı da sağlayabiliyordum, örneğin 5 okey olabiliyordu elimde ve sunucu bu şekilde bitmeme izin veriyordu.

    Aslında başka bir sitenin açıklarını görmek o açıklardan arınmamı da sağladı.

    Hakkarim.net'te hem ağ trafiğini sniff edemesinler diye şifrelenmiş güvenli socket kullandım hem de clientten gelen tüm taş bilgilerini sunucuda kontrol ettim, sunucunun vermediği bir taş geliyorsa bağlantısını kesip oyunun devamına izin vermedim.

    Bu güvenli bağlantı konusu sadece taşların güvenliği için değil sohbet güvenliği için de elzemdi.

    Ayrıca güvenli bağlantı kullanmam ağa paket enjekte edilmesini de (a man in the middle MITM atak deniyor buna) engelliyordu.

    Güvenlikten devam

    Konu güvenliğe gelmişken Microsoft Extended Validation Code Sign SSL sertifikamızdan da bahsedeyim. Oyun yazılımımıza ait EXE dosyalarını bu sertifikayla imzalıdır.

    Güvenlik, bizim için bir seçenek değil, zorunluluktur. Türkiye’de çok az sayıda kuruluşun sahip olduğu Microsoft EV Code Signing sertifikasını kullanarak, yazılımlarımızı en yüksek dijital imza standartlarıyla koruyoruz.

    Standart sertifikaların aksine, Microsoft tarafından bizzat fiziksel ve hukuksal denetimlerden geçirilerek aldığımız bu yetki, EXE dosyalarımızın orijinalliğini ve zararlı yazılımlardan arındırılmış olduğunu tesciller.

    Dosyalarımızı her indirdiğinizde, Dogu Port güvencesini dijital imzamızda görebilirsiniz:

    Microsoft EV Code Sign İle İmzalanmış Uygulamamız

    Yardım Salonu

    Bir üye yasaklandığında diğer salonlara giremiyordu ama ya haksız yasaklanmışsa nasıl derdini anlatacaktı. Bu yüzden başlangıçta şikayet mekanizmamız size haksızlık yapıldığını düşünüyorsanız 34oyunu@hakkarim.net adresine mail gönderiniz şeklinde çalışıyordu, bu takdir edersiniz ki her seviye kullanıcı için kolay bir yol değildi.

    Salonlara girebilse canlı olarak derdini denetleyicilerimize anlatabilirdi ancak yasaklandığında salonlara giremeyeceği için tek yol maille iletişim kalıyordu.

    Başlarda Salon 1 sistemin eğitim ve örnek salonu gibiydi ama hem sisteme giremeyen oyuncuların da girebileceği hem de daha derli toplu şikayet mekanizması için Salon 1'den vazgeçip Yardım Salonunu açtık.

    Bu salonda diğer salonlar gibi bir Admini ve o adminin seçtiği yöneticiler vardı, bunlar aynı zamanda geleceğin denetleyici adaylarıydı, bu salonda 1-2 yıl görev yaptıktan sonra başarılı olanlardan denetleyici seçiyorduk.

    Bir üye yasaklandığında ya da bir sorunu olduğunda kolayca yardım salonuna girip bir masa açıyor, masasına yardım yöneticilerimiz girerek sorunu dinliyor ve sorunu çözmesi için bir üst birime oyuncuysa denetleyiciye, adminse koordinatöre iletiyordu.

    Böylece sorun yaşayan kullanıcıların yönetime erişmesi hem daha kolay olmuştu hem de buraya aldığımız acemi yöneticileri denetleyici ve koordinatörler eşliğinde eğitme şansımız vardı.

    Sonradan bu sistemi daha da genişleterek neredeyse 24 saat boyunca denetleyicilerimiz tarafından izlenen Canlı Destek hattını da açtık.

    Yardım salonu her ne kadar sisteme ait olsa da diğer salonlar gibi yönetimi özerkti. Tüm yönetici atama ve görevden alma yetkileri salona seçtiğimiz As Admindeydi.

    Hakkarim.net yönetiminin geldiği noktayı özetleyen en çarpıcı gerçek belki de şudur: Sitede 10-15 yıldır en üst makamlarda görev yapan, milyonlarca üyenin düzenini sağlayan yetkililerimden bazılarını hayatımda hiç görmedim, hatta tanımıyorum bile.

    Bu durum bir yönetim zafiyeti değil; aksine, kurduğumuz sistemin ve belirlediğimiz ortak dilin başarısı olabilir. Sistem kendi yöneticisini kendi içinden seçiyor, eğitiyor ve benim kişisel müdahaleme ihtiyaç duymadan o ruhu sürdürüyor.

    Delphi Power

    Oyun yazılımımızı 2005 yılında Delphi 7 ile geliştirmeye başladım. O zamanlar tüm rakiplerimizi Java Applet kullanıyordu, sonradan Flash kullanılmaya başlandı.

    Her iki teknoloji de yıllar içinde dijital mezarlığa gömülürken bizim tercih ettiğimiz Delphi 7 aradan geçen 21 yılda hala hayatta.

    Delphi 7 Delphi 7

    Neden Delphi

    Şu an Delphi o tarihteki kadar popüler değil, ama biz hala Delphi kullanıyoruz, hatta Windows (Client ve Server) programımız hala Delphi 7 (harika, 24 yıllık teknoloji ve hala saat gibi çalışıyor), Android ve IOS uygulamalarımız da Delphi ama onlar güncel sürüm olan Delphi 13.

    Delphi 13 lisansımız olduğu halde hala bazı kısımları Delphi 7'de tutuyoruz, çalışıyorsa elleme :)

    Peki bugün 2005 yılına dönsem ne seçerim. Yine Delphi. O tarihlerde alternatif olarak C# vardı (ki C# hakkında yazdığım kitaplar var, Delphi hakkında olduğu gibi. Yani her iki dili de iyi derecede biliyorum).

    1 MB boyutundaki oyun programımızı indirmek 56K modemle 3 dakika sürüyordu

    Delphi ile yazdığım program sadece 1 MB boyutundaydı, çalışmak için hiç bir şeye ihtiyacı yoktu, 56K bağlantıda 1MB dosyası indirmek 3 dakika sürüyordu, C# kullanmış olsam Net Framework kütüphanesi indirmek 1 saat sürerdi. Java ya da Flash kullanmış olsam çoktan dijital mezarlığa gitmiş olacaktı. Bence en iyi seçimdi. Halen de öyle.

    Full Stack Delphi

    Bu tarihçeyi Reddit’teki r/delphi topluluğuyla paylaşmam dünya çapında ciddi bir yankı uyandırdı. Paylaşım o kadar ilgi gördü ki, Delphi’nin geliştiricisi ABD merkezli Embarcadero firmasından Ian Barker, doğrudan iletişime geçerek bir blog yazısı ve webinar daveti iletti. Bu küresel motivasyonla, sistemimizin arkasındaki teknik güç hakkında daha spesifik detaylar paylaşmak istedim.

    En önemli detay hakkarim.net'i kurduğum ilk günden beri projenin aslında tamamen Delphi tabanlı bir ekosistem olmasıdır. Sadece oyun istemcisi değil; tüm web altyapısı da WebBroker (CGI ve ISAPI) kullanılarak Delphi ile geliştirildi. Altyapımızda ne PHP, ne ASP, ne de Node.js bulunuyor; sunucudan istemciye kadar her şey saf Delphi. Bu mimari tercihin sonuçlarını, sunucu performans verilerimizde net bir şekilde görebilirsiniz.

    Bir soru üzerine paylaştığım sunucu ekran görüntüsü:

    CPU kullanımı CPU kullanımı (7 bin online oyuncu, 25 Mbps BW, 34 Gün Uptime)

    Resimde görülen %3 CPU kullanımı; 7 bin anlık oyuncu (210 uygulama, 11606 thread + veri tabanı sunucusu ve 25 MBbit bant genişliği kullanan web sunucusu yükünün toplamıdır). Ayrıca Sistemin bu performansı, 34 günlük kesintisiz çalışma (uptime) süresinde kaydedilmiştir. Bu süre, genellikle Windows Update zorunluluğu nedeniyle ulaştığımız bir sınırdır; zira Delphi ile yazdığımız bu native kod aylarca yeniden başlatma gerektirmeden çalışabilecek stabiliteye sahiptir.

    Taklitler

    2005 yılında 101 oyununu dünyada ilk kez yazmıştım, 2006'da başka büyük bir firma daha yazdı, bu normal, oyunları herkes geliştirebilir, ama oyunu geliştirirken nasıl oynanır kısımlarını bile bizden kopyalamışlardı, gülüp geçtik.

    Sonra bire bir uygulamamızı taklit edenler çıktı, o kadar aynı kopyalamışlardı ki nickler bile aynıydı :)

    Yüzlerce taklit site açıldı, üyelerimizden neden dava açmıyorsunuz diye sitem edenler çok çıktı ama hiç biriyle uğraşmadık, şu an hiç biri hayatta değil.

    Programı taklit ettiler ama hakkarim.net ruhunu taklit edemediler.

    Kanunlarımızın Vizyonerliği

    Gelir Vergisi kanunun 18. Maddesi o kadar vizyoner bir bakış açısıyla yazılmış ki:

    Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekâr, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindekimevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.

    Yani kanun koyucu irade diyor ki bak bu konular önemli konular bunları yapın, ben sizden vergi istemiyorum, bırakın sizi ölseniz mirasçılarınızdan da vergi istemiyorum.

    Bu kadar vizyoner kanunların yazılmasında geçmişte Demirel, Erbakan, Özal gibi mühendis kökenli liderlerin etkisi yadsınamaz.

    Gelir vergisi kanununa da "bilgisayar programcısı" kategorisi ta 1987 yılında Turgut Özal (Elektrik Mühendisliği mezunudur) tarafından eklenmiş. Müthiş bir vizyon.

    1987 yılında bilgisayar programcılığı ile ilgili destek kanunlarımıza eklenmiş

    Aynı vizyonu 26/6/2001 tarihinde Bülent Ecevit başbakanlığı döneminde çıkarılan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri kanununda da görebiliyoruz.

    Bu kanunla birlikte yazılım ve arge firmalarına ciddi destekler kurumsal düzeyde de verilmeye başlanıyor.

    Başlangıçta 10 yıllığına tanınan istisnalar Ak Parti hükümetleri tarafından kademeli olarak 2028 yılına kadar uzatılarak bilgisayar programcılığına olan bu kurumsal devlet desteği devam etmektedir.

    2001 yılında Silikon Vadisi gibi kümeleşmelere öncülük etmek için Teknoloji Geliştirme Bölgeleri kanunu çıkarılmış

    Ancak bu vizyoner yapıya bürokrasinin ayak uydurmakta zorlandığını gördük.

    Bürokrasinin oyun yazılımlarına bakışı

    Oyun Geliştiricileri Derneğinin İstanbul’daki bir konferansında bizzat dernek başkanının bürokrasinin oyunlara şaşı bakışını aşamıyoruz sitemini de duyduktan sonra bu sorunun ülke genelinde bir sorun olduğunu, Amerikan sinema sektörünün kalbi Hollywood’dan daha büyük olan oyun sektörünün ne kadar önemli olduğu ülkemizden çıkan iki oyun firmasının (Peak/Gram Games) milyar dolar düzeyinde değerlemeyle satılmasıyla da tescillendi.

    Biz de daha ilk yıllardan bürokrasinin bu direnişiyle karşılaştık ancak kanun koyucuda az önce belirttiğim bu vizyonun kanun koruyucuda da olduğuna defalarca şahit olduk.

    Bürokrasiyle oluşan sürtüşmelerimizdeki dava süreçlerinde hem yerel Vergi Mahkemeleri (Erzurum ve Van Vergi Mahkemeleri) hem de üst mahkeme olarak Bölge İdare Mahkemeleri ve Danıştay manifesto sayılabilecek efsane kararlar verdi.

    Dosyamıza bakan danıştay üyesi şu anekdotu aktardı: "Kendi aramızda dedik ki ya bu adam bunu Hakkari'den yapmış, İstanbul'dan yapsa olur yapılabilir dersin de Hakkari'den yapan adamı destekleyeceklerine köstek olmuşlar, kanuni hakkını kullanmasını zorlaştırmışlar"

    Erzurum’a Geliş

    İşler iyice büyüyünce 2007 Ocak ayında şirket kurdum. Hem öğretim görevlisi görevini hakkıyla yürütmek hem bu işi yapmak imkansız gibiydi, bu yüzden 2007 Kasım ayında Hakkari'deki görevimden istifa ederek Erzurum'a döndüm.

    Vergi rekortmenliği

    2008'de Aşkale Çimento gibi devlerin bulunduğu ligde ilk 15 firma arasına girdik, aslında yazılımda gelir vergisi muafiyeti vardı, daha kurumsal bir yapı için şirket kurmuştuk ama home ofis çalışıyorduk.

    Evdeki odadan dev sanayi kuruluşlarıyla aynı kulvara girmiştik en azından ödediğimiz vergi açısından.

    Ata Teknokent

    2009'da Erzurum Ata teknokent yeni kuruluyordu, şehirde az sayıda bulunan yazılım firmalarından biri olduğumuzdan orada olmamız gerektiği konusunda ısrar edilince Teknokent'in ilk firmalarından biri olarak oraya geçtik.

    2013 yine bürokrasi

    2013 yılında tekrar bürokratik sorunlar yaşamaya başladık. Bu kez şirket olduğumuz için Gelir vergisi 18. maddeden değil 4691 sayılı TGB kanunundaki haklarla ilgili anlaşmazlıklar için bir kez daha davalık olduk.

    Yine mahkemelerden haklılığımızı ispatlayıp, danıştaydan da tasdik ettirdik.

    Ama bu süreçler neredeyse 10 yıl uğraşmamıza sebep oldu.

    Bu arada verdiği profesyonel rehberlikten dolayı Erzurum'un efsane Mali Müşaviri Turgut Aktaş'a ve dosyalarımızın takibinde büyük emeği olan Samet Aksakallı'ya bu süreçteki desteklerinden dolayı çok teşekkür ederim.

    Daha önce bahsettiğim Oyun Geliştiricileri Derneği başkanının bürokrasi oyunlara şaşı bakıyor, bu bakışı önleyemiyoruz sitemini duymuş olacak ki Kanun Koyucu irade 1.1.2019 tarihinde bir kez daha vizyoner bir karar vererek "Oyun" terimini bizzat KDV kanununa ekleyerek bu konudaki bürokrasinin oyun yapımcı firmalarla olabilecek sürtüşmesini kanun düzeyinde engelledi.

    2019: Oyun kelimesi açıkça vergi kanunlarına eklendi

    PeakGames

    2011 yılı başları, tarihi neden hatırlıyorum, 2011 yılı şubat ayında Erzurum’da kış olimpiyatları var, her tarafta bir heyecan, yeni spor tesisleri, sonradan çöken atlama kuleleri vs.

    Telefonum çalıyor, merhaba ben Sidar Şahin, PeakGames kurucusuyum. O yıllarda çok da tanımıyorum, rakip bir 101 oyunu firmasının sahibi olduğunu, ama sektörde liderin hakkarim.net olduğunu bizimle işbirliği yapmak istediklerini söylüyor.

    İstanbula gelebilirsem görüşmek istediklerini söylüyor ben de şu an programımda İstanbul’a gelme planım yok ama gelirsem mutlaka uğrarım diyorum. O zaman biz Erzurum’a gelelim diyorlar, buyurun gelin hem de kış olimpiyatları var, süper o zaman deyip kapatıyoruz ama görüşmenin devamı gelmiyor.

    Sonra Zynga'ya satıldığını haberlerde görüyorum:

    100 milyon dolara PeakGames kart oyunları kısmı Zynga'ya satıldı.

    Bu arada bir öz eleştiri yapayım:

    Neden mobilde geç kaldık, çünkü biz Bilgisayar çağında doğduk. 2005 yılında henüz akıllı telefonlar yoktu ve Sidar Şahin'in aradığı 2011 yılında gerçekten sektörün en büyüğü bizdik ancak tam o yıllarda (2010 sonrası) akıllı telefonlar yaygınlaşmaya, bilgisayar kullanıcıları azalıp mobil kullanıcılar artmaya başladı.

    Direk mobil çağdan başlayan PeakGames gibi firmalar mobil uyumlu uygulamalar geliştirdiler oysa bizim o tarihlerde anlık 50 binleri bulan PC oyuncularımız vardı, bunların alıştığı PC deneyimini mobile aktarma kısmında zorlandık.

    Halen daha mobil uygulamalarımız PC deneyimine yakın bir deneyim sunar, çünkü milyonlarca üye yayla gibi PC ekranında her şeyi görmeye alışmıştı, mobilde ufacık ekranlarda aynı yayla deneyimi sunmak kolay değildi.

    Tümüyle yeni bir uygulama yazıp mobilden gelecek yeni oyuncular için onların alıştığı arayüz sağlanabilirdi ama biz elimizde PC kullanıcılarını üzmemek için onlara en uygun deneyimi mobilde de oluşturmaya çalıştık.

    Rakiplerimiz şu an bir dünya devinin parçası (Zynga) ama biz hala bizden biriyiz.

    2005 yılında kurulduğumuz ilk günden beri para kaybetmeyi değil üye kaybetmeyi sorun olarak gördük.

    Tek rakibim Google :)

    1996 yılında Amerika’da kurulan, bugün 45 ülkede faaliyet gösteren dünyanın en büyük dijital pazarlama ve reklamcılık sektör derneği IAB (Interactive Advertising Bureau) her ay bir rapor yayınlayarak internette en çok tıklanan siteleri reklam yayıncılarına sunuyor.

    2014 Aralık ve 2015 Ocak aylarından Google ve Facebook gibi devleri geçerek Türkiye’de PC başında en çok süre geçirilen site sıralamasında Türkiye birincisi olduğumuz ilan ediyor.

    Google ve Facebooku geçmemiz 2014 ve 2015 yıllarında PC başında geçirilen sürede Google ve Facebooku geçmemiz

    Bu başarımızı yıllar öncesinden keşfeden (2010) pazarlama, reklam, iletişim ve medya dünyasındaki en itibarlı ve köklü yayın organı olan MediaCat yayınladığı makalede ÇEVREYE DE FIRSAT EŞİTLİĞİ başlığı altında şu şekilde yer vermişti:

    "Dijital enformasyon teknolojileri ve internet yalnızca merkeze değil, çevreye de bir çeşit fırsat eşitliği sunuyor. Bunun en iyi örneklerinden birine bu ay Digital Age ile birlikte verilen “Yerel İnternet Haritası”nda rastladım. Türkiye’nin en popüler yerel internet sitelerini gösteren bu haritada yer alan ilginç site ise, yerel bir site için inanılmaz bir trafik performansı sergileyen hakkarim.net. Sitenin trafik rakamlarını ilk gördüğümde inanılmaz gelmişti ama biraz eşeleyince başarının ardındaki hikaye ortaya çıktı."

    İlgili makaleye buradan ulaşabilirsiniz

    Basında yansımalarımız

    Oyunu ilk yayına aldığım 2005 yılından itibaren çok kez yerel basında haber oluyoruz ancak 2010 yılında ulusal ve uluslararası basında da tam sayfa haber olmaya başlıyoruz.

    BBC News

    9 Nisan 2010 tarihinde BBC News "Okey oyunu Türkiye'de dev bir sosyal medya yarattı" başlığıyla hakkarim.net’i geniş bir şekilde haber yaptı:

    "Bilgisayar eğitmeni İhsan Karagülle’nin tayini Hakkari’ye çıktığında ilk işi, yeni göreceği bu kent ile ilgili internetten araştırma yapmak oldu. Ne de olsa bilgisayar ve sanal ortam onun oyun alanıydı ve bu güne değin yazdığı elliden fazla kitap rüştünün ispatıydı. Ancak beklediği gibi olmadı ve popüler arama motorlarının Hakkari ile ilgili veri tabanı, 'teröre', çatışmaya ve trajedilere işaret ediyordu bir tek. Ne tarih, ne kültür ne de doğal güzelliklere dair tek maddeye rastlayamadı. Gördükleri karşısında gitmemeyi düşündüyse de idealleri daha ikna ediciydi. Yola çıktı. Kente ayak bastığında sanal ortamın, bakir güzelliğiyle nefes kesen Hakkari’ye haksızlık ettiğini anladı. İlk iş olarak bir alan adı satın alıp hakkarim.net adlı internet sitesini kurdu. Sonradan bir fenomene döneceğini bilemeden." şeklinde başlayan haber "Artık bir fenomene dönüşen hakkarim.net’in masalsı varoluşu, büyüyerek devam ediyor seveniyle sevmeyeniyle. 101 Gece masalı, nereye kadar sürer bilinmez."

    Haber üzerinden nice 1001 geceler geçti. BBC Haberi

    Sabah Gazetesi

    28 Mart 2010 tarihinde bir sürprizle karşılaşıyoruz, Sabah Gazetesi Pazar ekinde ilk sayfayı tam sayfa olarak hakkarim.net'e ayırmış.

    Sabah Gazetesi Arşivi - 28 Mart 2010

    2021 Uluslararası Yayınlar

    Uluslar arası saygın yayın kuruluşlarından Rest of World 30 Eylül 2021 tarihinde yayınladığı makalede sitemize de geniş yer verirken şu cümleleri kurmuş: "Türkiye'nin mobil oyun endüstrisinin gerçek doğuşu (The real genesis), 2001 yılında İhsan Karagülle'nin Hakkari'de yazdığı o ilk programla başladı."

    Makale, Türkleri ve Kürtleri aynı dijital masada buluşturarak 'önyargıları parçalayan' bir yapı kurduğumuzu dünyaya duyurdu. Makalenin başlığı "How Istanbul became the Silicon Valley of the mobile gaming industry" ancak ilerleyen sayfalarda "The real genesis of Turkey’s mobile gaming industry came in 2001, when İhsan Karagülle, then a 28-year-old coding teacher, wrote a simple program that indicated whether dial-up systems were working in the remote eastern region of the country where he was teaching at the time. The program proved popular, and he soon added a chat feature and a dijital version of okey to keep users busy as they waited to get online. He hosted everything on his website, Hakkarim.net." şeklinde devam ediyordu. Yani İstanbulun Slikon vadisine dönen mobil oyun sektörünün temelinin İhsan Karagülle tarafından 2001 yılında Hakkari’de atıldığını yazıyordu.

    Rest of World | Küresel Teknoloji Analizi

    Türkiye'nin oyun sektörünün kökenlerini (Genesis) inceleyen 2021 tarihli makale:

    Rest Of World Makalesi

    Bilimsel Yayınlar

    Prof. Dr. Bünyamin ATICI 2016 yılında 165 katılımcı ile hakkarim.net hakkında yaptığı araştırma sonuçlarını uluslararası hakemli dergi The Anthropologist dergisinde yayınladığı bilimsel makalede şu önemli tespitlere yer vermişti:

    İlgili makaleye buradan ulaşabilirsiniz

    Akademik veriler: Kahvehane yerine bilgisayar kullanımını artırdığı, kadınların daha olumlu baktığı, haftada 40 saatten fazla kullanım oranıyla bağlılık, karşılıksız aşk, mutluluk, aidiyet ve eğlence merkezi hakkarim.net

    Bilimsel araştırmaya katılan 165 kişiden alınan bazı görüşler şöyle:

    Prof. Dr. Bünyamin ATICI araştırmasının sonuç bölümünde şu bilgiyi şaşırtıcı bulduğunu belirtmiş:

    Bölgedeki imkansızlıklar ve yoksunluklar nedeniyle site, kullanıcılar için güçlü bir aidiyet alanı oluşturmuştur. Öyle ki, katılımcıların sanal ortamda kimliklerini gizleme gereği duymamaları şaşırtıcı bir bulgudur.

    Radyolar bizim sesimiz

    Oyunu programladığım ilk günden beri bir de radyo bölümü eklemiştim, başlarda kısa bir süre radyo 101 adıyla siteye ait bir radyo deneyimi yaşasak da Salon 5 sendromunu burada da yaşadığımızdan Radyo bölümünü tamamen ücretsiz olarak diğer tüm radyolara açtım.

    Sisteme katılan bir radyo hakkarim.net'in anlık 50 binlere dayanan online kullanıcılarına erişebiliyordu.

    Sistemde 15 tane hem yerel hem de sadece siteye özel yayın yapan radyolar bulunuyordu. Bu durum sistemde müzik çeşitliliğini ve rekabeti sağlıyordu.

    Radyolar, salonlar kendi radyolarını tercih etsin diye kampanyalar düzenliyor, kendilerini eklemiş salonları gezerek kullanıcı isteklerini çalıyorlardı.

    Samsunda yerel bir radyoda uzun süre DJ'lik deneyimi olan bir üyemiz, hakkarim.net'te yayın yapmak bam başka bir duygu, yerel radyoda duvara konuşuyoruz burada ise canlı kanlı insanlar var, bir salona girdiğimizde karşılamalar havada uçuşuyor, istekleri birebir alıyoruz ve bizi tercih eden adminlere teşekkürlerimizi ileterek onore edebiliyoruz diyordu.

    hakkarim.net'te yayın yapmak bam başka bir duygu

    3 müzik yapımcı dernekle ortak hareket ediyor, sisteme eklenmek isteyen radyo sahiplerinden önce bu üç dernekle lisans anlaşması yapıp telif ücreti ödedikten sonra dernekten gelen yayın yapılması uygundur mailiyle yayın izinlerini açıyorduk.

    Zamanla RTÜK kanunu değişip bireysel yayınlar dışında yapılan radyolara ağır şartlar getirildiğinden ticari tüm radyoları çıkarıp sadece evinden mikrofonu açıp bireysel yayın yapan amatörleri bıraktık.

    Aslında bu amatör ruhtu bizi milyar dolarlık oyun şirketlerinden ayıran.

    Site açıldığında Yahoo Games dünya lideriydi ama şu an esamesi bile okunmuyor, oysa hakkarim.net bu amatör ruhla hala Türkiye’nin en büyük 101 oyunu topluluğu.

    Çok Seslilik = hakkarim.net

    Bu kadar yoğun dinleyici bir arada olduğu için radyo haklarını tek bize verin yıllık şu kadar ücret ödeyelim diyerek yüklü ücretler teklif edildi ancak çok sesliliği korumak adına hiç bir teklifi kabul etmedim.

    Hakkarim.nete girip anlık 50 bin kişiye ulaşmak yasal prosedürleri tamamlayan tüm yayıncılar için hep ücretsiz oldu.

    Konuk Ettiğimiz Değerli Sanatçılar

    Hakkarim.net'in anlık 50bin dinleyicilik kitlesi sanırım çok az sayıda online radyoya nasip olabilecek bir kitleydi. Zaman zaman değerli sanatçılarımızın PR ekiplerinin katkısıyla, zaman zaman da bizzat kitlemizden haberdar olan sanatçılarımızın kendi istekleriyle radyolarımıza konuk oldular.

    DJ'lerimizin yoğun fedakarlıklarıyla sistemimizde ağırladığımız —isimlerini bugün sevgiyle hatırlayabildiğim— bazı sanatçılarımız: Hakkı Bulut, Muharrem Aslan, Cevdet Bağca, Reyhan Karaca, Ömer Topçu, Şafak Sönmez, Tayfun Uzun, Raperin, Ekin ve Hamiyet.

    Halkın gönlünde taht kurmuş sanatçılarımızı hakkarim.net oyun salonlarında misafir etmek, bizler için büyük bir onurdu. Canlı yayınlarda DJ'lerimizin, "Sitemizin kurucusu İhsan Karagülle size hoş geldiniz diyor" anonsları eşliğinde sanatçılarımızdan aldığımız samimi geri dönüşler paha biçilemezdi. Bazı sanatçılarımız bizzat nick alarak masalara oturdular, kullanıcılarımızla karşılıklı oyun oynadılar.

    Ülkemizin en sevdiğim yanı bu; aslında hepimizin, en ünlü sanatçımızın bile "halktan biri" olması.
    Konuk ettiğimiz değerli sanatçılarımızdan bazıları Konuk ettiğimiz değerli sanatçılarımızdan bazıları

    Sitemize konuk olan sanatçılarımız için DJ'lerimizin hazırladığı tanıtım storylerine bu sayfadan ulaşabilirsiniz.

    Sistemde uzun süre kalmanın ödülü Kredi Sistemi

    Sistemde uzun süre kalan oyuncuları ödüllendirmek için Kredi sistemi eklemiştim.

    Oyunda kaldığınız süre boyunca yönetici seviyenize bağlı olarak 1 ile 4 arası bir kredi kazanabiliyor, bu kredileri puana veya gold/avatar üyeliğe çevirebiliyordunuz.

    Uzun yıllar bu krediler birikip de bazı oyuncular ne puana ne gold/avatara çevirmeyince, 2019 sonlarında pandemiden hemen önce ne yapsak diye düşünürken kredilerle puanı katlayan x masalar açma fikrini hayata geçirdim.

    250 kredi harcayarak x2 masa açarsanız bu masada 24 saat boyunca 2 kat puan çarpanıyla oynayabiliyordunuz. Kazanırsanız 2 kat puan kazanıyorsunuz kaybederseniz 2 kat puan kaybediyorsunuz.

    İlk açılışta x2, x4 ve x9 çarpanlarıyla bir test salonunda deneme yayını açtım. Gelen bir çok üye sistemi saçma buldu kim neden kredi kullanarak masa açsın ki diyenler test masalarından hiç çıkmayanlardı aynı zamanda.

    Tabi ki bu sistem çok tuttu, o kadar ki 9 kat çarpan kesmemeye başladı, 99, 111, 123 ve sonunda 999 çarpana kadar çıktı. Normalde 11 puan kazanıp kaybedeceğiniz bir oyunu x999 masası olarak açtığınızda kazanırsanız neredeyse 11bin puan alıyor kaybederseniz 11bin puan veriyordunuz.

    Bu normalde aylarca uğraşıp yapamayacağınız puanı kazanma veya kaybetme adrenalini sağlıyordu.

    Daha sonra kredi ile üyelerin birbirlerinin profillerine anlamı resimler atabilmelerini sağladım, bu da o kadar çok beğenildi ki doğum gününde alınan çiçeğin sembolik anlamı gibi doğum gününde profilinize atılan bir hediye de çok değerli hale gelmeye başladı.

    Herkese benden çay

    Kredi sistemiyle aynı zamanda isteyen üyelerin oynadığı masaya veya tüm salona kredisini kullanarak hediye paketleri verebilmelerini sağladık.

    Bu paketlerden çay, limonata gibi sembolik hediyeler çıkabildiği gibi, kredi, puan, çanak puanı gibi oyuna özgü hediyeler de çıkabiliyordu.

    Klasman

    Yenenin bir üst seviyeye yenilenin 2 alt seviyeye düştüğü bir klasman yarışması modeli geliştirdik. Sistem otomatik takip ediyor, her oyuncu yendikçe klasmanı yükseliyor ve sadece kendisine yakın klasmandakilerle maça devam edebiliyor.

    Bu sistem o kadar seviliyor ki 2010 yılında otomobil ödüllü klasman yarışması düzenliyoruz, 1 yıl süren bu yarışma sonucunda Elazığlı bir üyemiz sitemizden son model bir Otomobil kazanıyor. Klasman Sayfamız

    Klasman Yarışında Otomobil Kazanan Üyemiz Klasman Yarışında Otomobil Kazanan Üyemiz

    Salon Turnuvaları

    Klasman sisteminin daha mikro düzeyde ve salon bazında olan bir modeli daha geliştiriyoruz. Eleme, Çeyrek Final, Yarı Final ve Final maçlarından oluşan 5 turlu bir yarışma yine sistem tarafından takibi yapılacak şekilde programlıyoruz.

    Oyuncular gün içerisinde turnuvaya katılıp aynı gün sonuçlandırabiliyor. O gün sonuçlandırmasa bile aylar sonra salona girdiğinde yine son kaldığı seviyeden turnuvaya devam edebiliyor.

    Gold üyelik

    Gold üyelik alan kullanıcılara sunduğumuz 11 avantaj var ama asıl olay dolu salona girebilmek. Normalde herkes aynı salonda olmak istiyor on binlerce kişiyi aynı salona almak hem teknik olarak zor hem de curcunadan başka bir şey olmaz.

    Bunun için oyuncuları 100 kişilik gruplara mecburen bölüyoruz, ama dolu salonda olmak istiyorum diyenler için de gold üyelik modeli geliştiriyoruz. Ben her zaman arkadaşlarımın olduğu salona girmek istiyorum diyen biri gold üyelik satın alıyor, salon dolu olsa bile girebiliyor.

    Geliştirici olarak zaman zaman kendime nickler açıp oyunu test etmek için oyuna giriyorum (test4 :)).

    Bir gün yeni açtığım bir nickle oyuna giriyorum ve oyundan biri düşüyor, 7 dakika dönme kuralımız var, düşen oyuncunun yerine biri girip devam edebiliyor ama 7 dakika içinde yerin sahibi gelirse sistem onu otomatik olarak yerine alıyor ki oyun deneyimi yarım kalmasın.

    Ama düşen oyuncu 7 dakika geçtiği halde gelemiyor. Düşmeden önce masadaki sohbette güzel ama yarım kalıyor o an fark ediyorum ki salon dolu olduğu için giremiyor.

    Bu hem düşen oyuncu için hem de masada kalan 3 arkadaşı için olumsuz bir deneyim.

    Ve o gün programı güncelliyorum. Eğer bir oyuncu oyundayken düşerse ve salon doluysa gold üye olmasa bile sistem onu salona alıyor ki oyununu bitirebilsin.

    Bu ayar bir kaç ay içinde gold üye sayımızı 1500'lerden 300'lere kadar düşürüyor. Anlaşılıyor ki aslında insanlar oyun yarım kalma sorunu yüzünden gold almak zorunda kalıyor, çok ciddi gelir kaybı yaratsa da bu ayar (sanırım oyun sektöründe tek bizdedir bu özellik) 20 yıldan uzun bir süredir hakkarim.net standartı olarak yerleşiyor.

    Oyun yarım kalması o kadar kötü bir deneyim ki yenilen oyuncunun oyundan kaçmasını önlemek için de ek tedbirler ekliyoruz:

    Oyundayken bilerek çıkarsa sistem 2 saat ban veriyor ayrıca yerine giren yenilirse 2 kat da puan kaybediyor. Ve yarım bıraktığı oyun sayısı 1 artırılarak sicilinde gösteriliyor.

    Çok fazla oyun yarım bırakma sicili olan üyelerle kimse oynamak istemiyor.

    O yüzden düşen biri mutlaka yerine geçmek istiyor ki hem puan kaybetmesin hem de oyuncu sicili bozulmasın.

    Cezası ağır olduğundan oyuncuya 7 dakikalık bir geri dönme süresi tanıyoruz.

    Bir oyuncu düştüğünde yerine biri girip devam edebiliyor ancak yerine girene sistem uyarı veriyor xx oyuncu yerine girdiniz oyuncu geri dönerse otomatik atılacaksınız, eğer düşen oyuncu 7 dakika içinde geri dönerse yerine dönmek için hiç kimseyle muhatap olması gerekmeden sistem direk onun yerine gireni çıkarıp yerin sahibini oyuna alıyor.

    Böylece kimse yerine girmek için kimseyle polemiğe girmek zorunda kalmıyor.

    Bu oyunu yarım kalmış oyuncunun oyunu bitirebilmesine o kadar önem veriyoruz ki zaman zaman salonları kurallara uymadıklarında kapattığımız oluyor. Salonu kapattığımızda Gold üyeler bile o salona giremezken sadece oyunu yarım kalmış üyeler girebiliyor.

    Çekat Konusu

    Puan biriktirilen oyun sistemlerinde puana çok değer veren bir kitle de oluşuyor.

    Bunlar kendi kendine 4 nickle veya bir arkadaşıyla anlaşıp ikişer nickle masa kurar, 2 nicke oyun kazandırıp çürük diye tabir ettikleri önemsiz nicklerine puan kaybettirirler.

    Buna da kendi aralarında çekat diyorlar. Normalde bu çok istenen bir durum değildir çünkü puan rekabetini bozar ama birilerine haksızlık yapmadan engellemek de çok zordur.

    Bazı oyun siteleri bu tür oyunlara karşı sert tedbir alır biz ise hata yapma ihtimali ve istismar ihtimali çok yüksek olduğundan daha ılımlı yaklaştık hep.

    Çünkü bir oyuncu üst üste bir kaç el şanslı olabilir ve bitebilir, yandaki oyuncunun attığı taş üst üste birkaç kez işine yarayabilir, bu durumda hemen bu hile yapıyor yandan kendine taş atıyor vs suçlamalarda bulunup şansı yaver giden oyuncuya haksızlık yapılma ihtimalinden dolayı bu duruma genelde müdahale etmeyiz.

    Sadece oyuncular açıkça hile yapıyoruz itirafında bulunmadıkları sürece skor tabelasına, yandan alınan taş sayısına bakıp bu oyunda hile var şikayetlerini dikkate almayız, sadece bu sebeple işlem yapmış yöneticilerin işlemlerini de kaldırırız.

    Yanlışlıkla banlanan bir masum üyenin üzüntüsü, hile yapan birinin aldığı haksız puandan daha önemlidir bizim yönetim anlayışımıza göre.

    Bu duruşumuz belki puan tablosunda bazı suni yükselişlere izin verdi ama milyonlarca üyemizin 'haksız yere banlanma' korkusu olmadan masaya oturmasını sağladı.

    İnternet Cafeler

    İnternet Cafe çağı diyebileceğimiz 2015 yılına kadar olan dönem sistemin en yumuşak karnıydı.

    Kullandığımız güçlü ban sistemi sorun çıkaran oyuncunun yasaklandığı sürece aynı bilgisayardan sisteme başka nicklerle girişini imkansız kılıyordu bu yüzden sorun çıkarmak isteyenler internet cafeleri tercih ediyor bu da cafe üzerinden ekmek parası kazanan işletme sahiplerini zor durumda bırakıyordu.

    Bu dönemlerde Gold üyelik sistemini biraz daha geliştirip Cafegold sistemini çıkardık, 3 gold üyelik ücretine tüm cafeyi gold yapabiliyorlardı, bu cafe sahipleri için çok cazip bir fırsattı çünkü gold olduğu için cafesini tercih eden oyuncu sayısı artıyordu hem de Gold olduğundan cafede kalma süreleri daha uzundu.

    Öyle ki bir dönem doğudaki bir çok cafenin camında "İnternet cafemiz hakkarim.net CafeGold üyesidir" tabelası asılıydı.

    İnternet Cafe Afişleri

    Cafegold sistemi bu özelliğe abone olan internet cafelerin milyonları bulan hakkarim.net üyelerinin tercih etmesini sağlayarak hem onlara hem bize maddi kazanç sağlarken hem de cafelerle bir iletişim köprüsü kurmamıza sebep oluyordu.

    Örneğin bir cafede sürekli sorun çıkarılmaya başlandığında cafegold üyemizin veri tabanımızda kayıtlı mail adresinden cafe sahibini uyarıyor şu tarihlerde şu numaralı bilgisayarlarınızdan giren oyuncular sorun çıkarmaktadır, soruna sebep olan kullanıcıları engellemezseniz cafeniz sistemden çıkarılacaktır şeklinde uyarılar göndererek cafelerin bu amaçla kullanılmasını engelliyorduk.

    O dönemde bin civarı cafegold üyemizle sistem kalitesinin cafeler vasıtasıyla bozulmasını önlemiştik.

    Son Toplantı

    Siteyi ilk kodladığım zamanlar yönetimsel sorunlar baş gösterince ortak tavır belirleyebilmek, aynı dili konuşabilmek için neredeyse günübirlik toplantılar yaptığımızdan bahsetmiştim.

    Bazen saatler süren bu toplantılarda sorunları ele alıp nasıl davranmalıyız hangi karar en doğrusu olur gibi fikir alış verişi yapıyorduk. Bugün notlarıma baktığımda son toplantımız üzerinden 8 yıl geçtiğini görüyorum.

    Sistem o kadar ortak bir dil benimsedi ki son 8 yıldır toplanmaya bile ihtiyaç duymamışız.

    Yönetim anlayışımızın özünde tek kelime var "Empati".

    Yoğun yönetim toplantılarımız olduğu yıllar hep söylediğimiz kural karar verirken her zaman empati yaparak verin, en doğru kararı bu şekilde verebilirsiniz:

    Bir üye başka bir üyeye söylediği bir laftan dolayı cezalandırmalı mıyım diye düşünürken o lafı size edilmiş gibi düşünüp karar verin, bir yönetici bir üyeyi cezalandırmışsa kendinizi o yöneticinin yerine koyun, ben olsam cezalandırır mıydım diye düşünün.

    Karar verirken asla o kişinin yönetimdeki seviyesine, sistemde yaptığı harcamaya bakarak karar vermeyin.

    Ben şu kadar harcama yaptım diyenleri asla dinlemeyin, haklı kimse haklıdan taraf olun, hiç kimse size asla şu kişi bu kadar harcama yapıyordu niye banladın diye hesap sormayacak.

    Yöneticinin verdiği kararı beğenmediyseniz Denetleyicimize gelip itiraz edin, Denetleyicimizin kararını beğenmediyseniz Koordinatöre şikayet edin. Koordinatör kararını beğenmediyseniz Yetkiliye itiraz edin.

    Yanlış karar varsa bu aşamalarından birinde mutlaka o yanlıştan dönülecektir.

    Hakkarim.net’in en ilginç yanlarından biri de üyelerimizle kurduğumuz o görünmez ama sarsılmaz bağdır. Aslında geçmişte fiziksel buluşmalarımız oldu; ancak en sonuncusunu 2010 yılında, yani tam 16 yıl önce gerçekleştirdik.

    O günden sonra fark ettik ki; fiziksel dünyada yüz yüze gelmek, o 101 masalarında kurulan saf dijital büyüyü bir şekilde bozuyor. Masalarda insanlar sadece fikirleriyle, esprileriyle ve karakterleriyle varlar. Kimin ne giydiği, nereli olduğu veya ne iş yaptığı, o masadaki 'insani' bağın önüne geçmiyor.

    Dijitalde kurulan o 'hayali memleketin' büyüsünü korumak adına, 16 yıldır sadece ekranlar üzerinden el sıkışıyoruz. Belki de bizi bu kadar uzun süredir birbirimize bağlı tutan sır, herkesin birbirini sadece yüreğiyle ve diliyle tanıdığı o dijital gizemdir.

    Güvenlik bir bütündür

    18 Kasım 2019 günü ofisime genç bir bilgisayar mühendisliği öğrencisi gelip babasının selamını getirdi, arkadaşımın kızıymış, staj için görüşmek istiyormuş, ben her zamanki gibi önümde pc açık karşımda genç meslektaşım konuşurken birden sistemde bir anormallik fark ettim, görev yöneticisini açtığımda sistemde başka bir kullanıcı vardı, bu sistemde karşılaşabileceğiniz en kötü kabus.

    Hemen bağlantısını kesip firewal'i kontrol ettim. Evde, ofiste ve mobilde sabit IP kullanıyordum ve uzak masa üstü bağlantısı bu sabit iplerden girişe ayarlıydı.

    Firewall kuralı olduğu gibi duruyordu, farklı bir IP tanımlanmadan uzak masaüstünden girmiş olamazdı, geriye tek bir yol kalıyordu, BIOS seviyesinde bile uzaktan erişime izin veren Dell sunucuların IDRAC arabirimi. Windows'a firewall kurallarını aşıp girmenin tek yolu buydu.

    Hemen sunucuları kiraladığımız firmanın IDRAC paneline girdim ve evet yabancı IP girişi buradandı. IDRAC şifresini değişmek de işe yaramadı. Teknik desteye yazdım ama onlar da ilk kez karşılaştıkları bu durum karşısında çaresiz kaldılar.

    IDRAC sistemini kapatmalarını söyledim. Karşımda genç bilgisayar mühendisi adayıyla staj konusunu konuşup çayımızı içerken arka planda da bu müthiş anomaliyle mücadele ediyordum ama bir taraftan da ne olup bittiğini çaktırmamaya çalışıyordum.

    IDRAC yazılımıyla uzaktan bilgisayarın BIOS'una bile girmek mümkündü ama sunucuda Windows 2008 server çalışıyordu orada nasıl oturum açabilmişti.

    Sorunun bizde olmadığına o kadar emindim ki kısa bir araştırmayla Dell firmasına ait IDRAC panelindeki açığın Windows 2008'e administrator hesabı açmayı sağlayan açıkla birleşince nasıl sistemlerin güvensiz hale geldiğini ama datacenterin bu durumdan habersiz olduğunu görüp, durumun vahametini hemen kavradım.

    O günlerde çok büyük firmaların ransomware yiyerek şantaja maruz kaldığını okuyordum, sebebi anlaşıldı.

    Başta sunucuları kiraladığımız firmayı ikna etmekte zorlandım, onlar sistemimizdeki yazılımlardan kaynaklı açık olabileceğini düşünürken yabancı makaleyi bulup atınca kendi IDRAC panellerinin hatalı olduğunu kabul edip IDRAC yazılımlarını güncellediler, böylece yüzlerce firmayı şantaj yazılımına maruz kalmaktan da kurtarmış oldum. İlgili Makale

    Dell IDRAC Açığını Datacentere Bildirmem

    Aynı gün bir dosya hazırlayıp ertesi gün savcılığa verdim, hem bu dosyayı hem de IDRAC sistemindeki güvenlik açığını datacentere bildirip açığın kapatılmasını sağladım.

    Bir kaç ay sonra saldırganın cezaevinden verdiği savunmayı okudum, savcı mütalaasında davalının suçtan kurtulmak amaçlı ifade verdiğini söyleyerek sunduğumuz sağlam deliller ışığında cezalandırılmasını talep etti.

    Buradan da anladık ki siz ne kadar güvenli kod yazarsanız yazın iş birliği içinde olduğunuz firma yeterince dikkatli değilse tüm güvenliğinizi tehlikeye atabiliyor.

    Makalede 21 Ekim 2019 tarihinde tespit edilen açığı konu ediyor, bizim 18 Kasım 2019 tarihinde güncellenmemiş IDRAC sebebiyle -datacenter ihmali- bu saldırıya uğramamız tam bir zero day exploiti idi.

    Yine de sistemin başında olup yılların tecrübesi ile sistemdeki en ufak takılmadan şüphelenip tüm süreci kısa bir sürede çözüp engelleyerek hem bizim için hem de konudan habersiz binlerce firma için olabilecek bir felaketi engellemiş oldum.

    Çalışıyorsa Elleme :)

    Bu aslında bana bir ders oldu, çalışıyorsa elleme mantığı her zaman geçerli değildi.

    2005 yılında girdiğimiz bu yolda Windows 2003 Server'le yola çıkıp sırasıyla Windows 2005 ve 2008 Server R2'ye geçmiştik ama sistemin kararlılığına güvenip (çalışıyorsa elleme tembelliği) uzun bir süre bu versiyonda kalmıştık.

    Her ne kadar 2023'e kadar destek süresi olsa da 2019 yılı 2009 yılında çıkmış Windows 2008 Server R2 için iyi bir yıl değildi, işletim sistemi için 10 yıl çok uzun bir süreydi.

    En kısa sürede Windows 2019 servere geçip IDRAC kullanmayan başka bir datacentere taşındık.

    hakkarim.net'ten önce

    İlk görev yerim Yüzüncü yıl üniversitesine bağlı Ahlat Meslek Yüksekokuluydu, 1994 yılında Van Gölü kenarındaki bu şirin ilçede Bilgisayar Programcılığı derslerini veren Öğretim Görevlisi olarak göreve başladığımda 20 yaşındaydım.

    Doğudaki böyle küçük yerlerde çalışmanın can sıkıntısı gibi bir sorunu var, 101 oyununu kodlamama sebep olan bu can sıkıntısının ilk versiyonunu Bitlis/Ahlat'ta yaşamaya başlamıştım bu can sıkıntısının sonucunda da 1995 yılında ilk programlama kitabımı yazdım, hakkarim.net gibi o da çok hızlı bir şekilde tutuldu, son kitabımı yazdığım 2005 yılına kadar geçen 10 yılda programcılık ve diğer bilgisayarla alakalı konularla ilgili 50 kitap yazmıştım. Google'da Kitaplarım

    Kitaplarım

    Ben Bitlis’te çalışıyordum ama yazdığım kitaplar Hacettepe gibi köklü üniversiteler dahil ülkenin her köşesinde ders kitabı olarak okutuluyordu.

    Hakkâri’deki odamda Delphi 7 kitabının son halini yayınevine göndermeden önce aydınger kağıdına ters baskı alırken korucu kadrosundan okula güvenlik olarak gönderilen İbrahim yerel dille "hucam senin anan desin ben bi oğlan çocuğu doğurmuşam" diyerek gülümsememize sebep oluyordu.

    Kitaplarım dolayısıyla sektördeki birçok uzman tarafından tanınıyordum. Yazdığım eserlerin akademik dünyadaki karşılığını, bugün bile üniversite arşivlerinde görmek mümkün:

    Üniversite Kaynaklarında İhsan Karagülle Kitapları (Google Akademik Tarama)

    Bu yazıyı hazırlarken merak edip Google ile bu araştırmayı yaptığımda; 34 farklı üniversitede kitaplarımın envanterde bulunduğunu, 22 üniversitede ise bizzat "Ders Kitabı" olarak okutulduğunu gördüm.

    Kitaplarım Milli Eğitim ve Polis Okullarında da ders kitabı olarak kullanıldığından Emniyet Bilişim Şubede çalışan polisler de bu uzmanlıkları sebebiyle beni tanıyordu.

    Örneğin bir saldırganı şikayet için Erzurum Emniyet Müdürlüğüne gittiğimde hemen Bilişim Şubesi Amiri hocam biz sizi kitaplarınızdan tanıyoruz deyip şikayetimin en üst düzeyde ciddiye alınmasını sağlıyordu.

    Olay başka bir ilin bilişim şubesini ilgilendiriyorsa o şubeyle telefonda görüştüğümde de hemen "hocam biz sizin kitaplarınızla büyüdük siz bizi tanımasanız da biz tanıyoruz hemen ilgileniyoruz" diyerek konuları çok hızlı bir şekilde sonuçlandırıyordu.

    Bir yazar için en büyük ödül aldığı telif ücretleri değil ülkenin dört bir yanından tanımadığı öğrencileriyle karşılaşmasıdır.

    hakkarim.net'ten önce Anadolu Ajansının "Yaşından çok kitap yazdı" şeklinde haberleriyle basında zaman zaman haber oluyordu.

    Yaşından Çok Kitap Yazdı

    Kitapla ilgili ilginç bir anımı da yazayım.

    1999 yılında aslında Hakkari'ye sürgün olarak gittim (o tarihlerde başörtülü öğrencileri derse almayacaksınız, sınavlarını iptal edeceksiniz baskılarına karşı geldiğimiz için). Iğdır’da hoca olan bir arkadaşım "bizim okulun da bilgisayar programcısı hocasına ihtiyacı var, Hakkari'de kalacağına Iğdır'a gel" talebine uyup o zaman Kars'a bağlı olan sınav merkezine gittiğimde sınav sorularını hazırlayan jüri şok oldu.

    "Ya hocam biz bu soruları sizin kitabınızdan hazırladık" dediler.

    Kendi yazdığım kitaptan soruları çözmek eğlenceliydi.

    İlandaki teknik bir hatadan dolayı olmadı ama Hakkâri güzeldi.

    Neden Hakkarim.net, global bir isim olmaz mıydı?

    Bu eleştiriyi çok sık duyuyorum, belki yerel bir il adıyla bu kadar popüler olmuş tek site olabiliriz, başka örneği var mıdır bilmiyorum.

    Bir ara "global" olmanın zirvesinde bir dev vardı: Yahoo Games. İçinde 50 çeşit oyun 100 binlerce anlık oyuncu vardı, çok da globaldi ama şuan yerinde yok.

    Orada verilen onca emek, kurulan dostluklar hepsi o globalliğe kurban edildi.

    Kârlılık yoksa globalliğin bir önemi yok onlar için.

    Sizin yıllar harcadığınız puanlarınız, profilinizde kalan arkadaş mesajlarınız artık onlar için bir yüktür ve bir an tereddüt etmeden fişini çekerler. Biz ayda 1 kez sunucuları resetlerken oyuncuların en az olduğu gece 4-5'leri beklerken onlar tüm sunucunun fişini çekebildiler.

    Global bir marka altında kârsız bir hale geldiğinde hissedar baskısı ile bir gün sunucularımızın fişini çekmek yerine, 25 yıl sonra da gelseniz aynı sıcaklığı bulabileceğiniz bir siteyiz.

    Hiç kâr baskımız yok, bir gün başa baş noktasına geldiğimizde veya zarar etmeye başladığımızda kimseye hesap vermek zorunda değiliz.

    Bize baskı yapacak hissedarlarımız, değer kaybedecek hisse paylarımız yok.

    Gold üye sayımızın %80'ini kaybedecek bir kararı alırken, en çok as admini olan salonu haksız oyuncu attı diye kapatırken bozulacak mali tabloları izah etmemizi gerektirecek bir organizasyonun parçası da değiliz.

    Ama itiraf etmem gerekir ki bir miktar ön yargıya hep maruz kalıyoruz.

    2025 yılında genç bir youtubera canlı yayında hakkarim.net'e girsene diyorlar ve spontane siteye giriyor.

    Diyaloglarda biraz argo var ama her gün yaşadığımız ön yargıyı güzel tarif ediyor:

    Youtube transcripti:
    "Reis 101'i bir gün buradan oyna derim. İnanılmaz bir yer. Aşırı meşhur demiş. Hakkarim.net. Bir dakika. Gerçek mi o? "
    "Hakkarim.net. Niye böyle bir site var ya?"
    "Ananı Gerçek mi oğlum burası?"
    "...Burayı niye yükleyeyim oğlum? Hakkarim Net diye bir uygulamaya neyi yükleyeyim ... Neyimizi çalarlar acaba?"
    "Baksana siteye. Site götürdü. Eskileri götürdü ya."
    "Dünyada ilk 101 oyununu oynayabileceğimiz yermiş. Baksana mesela salon 1 tıklayalım."
    "Reis bir yeri keşfetmiş olabilirsin. Burası neresi oğlum? "
    "2008'de açılmış oğlum. 2008'den beri kimse buraya tıklamadı mı? "
    "Harput kartalı. Adam 2007'de buraya üye olmuş. Adam içeride yaşlanmış zaten adam. "
    "Zamansız bir tasarım. Çağın özünde ve zamansız bir tasarım. Buraya yorumumuzdur."
    "... Alıcı adı Doğu Port. Ya banka takibine düşeriz ya. ... SSK'ya düşersin reis."
    "Vallahi hiç yoktan zaten maliye bakar buralarla uğraşamam ya."
    "... Sitenin sadeliği falan iyi geldi ama gözlerimi açtı. Neydi lan o Twitter saçmalığı? Ben bundan sonra buradayım. "
    İlgili Youtube Yayını

    İşte bu. Alışılmışın dışında bir isim, alışılmışın dışında bir tasarım. Önce müthiş bir ön yargı, bir "yok artık" hali. Ama sonunda, bir dünya devi olan Twitter'la bile kıyaslayıp "Ben bundan sonra buradayım" diyebilmek.

    Aslında tam bir hakkarim.net hikayesi:

    Önce ön yargı, ama sonunda "vay be, en iyisi bu" dedirten bir samimiyet.

    Topluluk İçinde Farkedilme İçgüdüsü

    25 yıllık bu online topluluk tecrübesinde gördüğüm en net şey şu: İnsanlar farklı olmak istiyor. Herkesin oyuncu olduğu bir yerde yönetici olma isteğinin altında sadece sorun çözme arzusu değil, asıl olarak bu "farklılaşma" talebi yatıyor.

    Yönetme, karar verme, sorun çözme gibi etkenler de var ama en önemlisi bu farklı olma isteği.

    Bu farklı olma hissi o kadar etkili ki; bir özelliği ücretsiz sunduğunuzda "çocuksu" bulunup ilgi görmezken, aynı özelliği ücretli hale getirdiğinizde bir anda talep patlaması yaşanabiliyor. Literatürde "Snob Etkisi" veya "Chivas Regal Etkisi" olarak bilinen bu durum, yüksek fiyatın bir "ayrıcalık ve kalite" algısı yaratmasıdır. Tıpkı dev markaların, bedava olsa giyilmeyecek tasarımları yüksek fiyat etiketiyle birer arzu nesnesine dönüştürmesi gibi...

    Dirty Sneakers Çok uç bir örnek ama üste para verilse kimsenin giymeyeceği kıyafetler

    Bizim oyun anlayışımızda temel oyun dinamiği hep ücretsizdi. Hiç bir şekilde ücret ödeyerek kendinize iyi el gelmesini sağlayamazsınız. Temel oyunculuk haklarının tümünden ücretsiz faydalanabilirsiniz. Biri aylık 10 binlerce lira para ödüyor diye size haksızlık yapamaz, başladığınız oyunu bitirmenize engel olamaz, haklı bir gerekçesi yoksa salondan atamaz, bu salona gelme diyemez vs. Ancak oyun dinamiğini etkilemeyen kozmetik bazı özellikler ücretli oldu. Örneğin renkli yazmak istiyorsanız Gold üyelik alıp bu özellikten faydalanabilirsiniz.

    Siteyi ilk kurduğumuz zamanlarda MSN Messenger çok yaygındı ve renkli yazma vardı ama çoğu kişi renkli yazmadı, çünkü herkesin renkli yazabildiği bir platformda renkli yazmak bir ayrıcalık değil çocuksu bir özellik gibiydi.

    Profil resimleriyle ilgili de bu örneği verebilirim: Normalde hareketli resim özelliğini herkese sunduğunuzda, çocuksu-rahatsız edici bulunabilecek bir özellik ücretli olduğunda değerli hale gelebiliyor

    Oyunun ilk gününden itibaren, masadaki mesaja dört tane bardak simgesi yazıp herkese "çay ısmarlama" imkânı vardı. Bu tamamen ücretsiz bir özellikti. Ancak ücretsiz olduğu için topluluk içinde bir ağırlığı yoktu; hatta bir kullanıcı üst üste herkese çay gönderdiğinde bu durum "hoş karşılanmaz", bir tür "spam" veya rahatsızlık olarak görülürdü.

    Daha sonra sisteme kredi modelini entegre ettiğimizde, sade çay yine ücretsiz kaldı ama yanına yeni bir seçenek ekledik: Hediye Paketleri. 50 kredi karşılığında bu paketler masaya gönderiliyordu.

    İçinden yine çay çıkıyordu ama bu sefer yanında puan veya kredi kazanma ihtimali de vardı.

    Üst üste ücretsiz çay gönderildiğinde tepki gösteren kullanıcılar, bu ücretli paketler üst üste gönderildiğinde memnun olabiliyorlardı. Çünkü artık o çay, sadece bir simge değil; içinde bir "şans faktörü" ve gönderenin karşı tarafa ayırdığı bir "maddi değer" barındırıyordu.

    İnsanlar sadece bir hizmete değil, o hizmetin topluluk içindeki algısına ve yarattığı heyecana yatırım yapıyorlar. Ücretsiz olan "sıradanlık", ücretli olan ise "jest" haline dönüşebiliyor.

    Genç mühendislere yaptığım önerilerim

    Zaman zaman yeni uygulama geliştirirken bana danışan genç mühendis adaylarına şunu diyorum: Uygulamanızı ücretsiz yapın, hatta bu o kadar önemli ki bırakın ücret almayı uygulamanızı yüklesinler diye ücret bile vermeniz gerekebilir (uygulama reklamları vs).

    Ana özelliklerin tümü ücretsiz olsun, programın çalışmasını etkilemeyecek özellikleri ücretli yapın.

    Kimse ücret ödemek zorunda kaldığı için ücret ödemesin, öyle yaparsanız belki 1 kez ücret alabilirsiniz, ama insanlar yaptığınız özellikleri mecbur kaldıkları için değil ücret ödemeye değer buldukları için satın alıyorsa o zaman doğru yapıyorsunuz demektir.

    Ayrıca uygulamanıza zorla izlenen reklam ekleyip insanları rahatsız etmeyin, başka gelir modeli düşünün, youtube falan değilseniz reklamla yürütemezsiniz.

    Neden hala Versiyon 1

    Bu PDF'i yayınladıktan sonra gelen bir soru: 21 yıllık yazılım neden hala versiyon 1'de?

    Güncel Versiyon Güncel Versiyon Neden Hala 1.xx
    Versiyon 1.43.9xx-2026.01

    Sistemde versiyonlamayı iki şekilde yapıyorum:

    Birincisi programın haberleşme protokolünde olan değişiklikler veya yeni oyun eklemelerinde mecburen herkesin yüklemesi zorunlu olan bir versiyon çıkarıyorum. Noktadan sonraki ilk iki rakam bu. Yani 1.01, 1.02 gibi. Resimde görüldüğü gibi versiyon 1.43'e kadar gelmiş, yani şu ana kadar 43 defa ana güncelleme yayınlanmış.

    İkincisi ise küçük kozmetik değişiklikler, bunlarda yeniden yükleme zorunlu değil. Çünkü oyunun işleyişini bozacak bir değişiklik yok. İsteyen güncellemeyi yaparak son değişiklikleri görebilir isteyen güncellemeden oyuna girebilir. Programınız yeterince güncelse yeni bir güncelleme çıktığında bağlantı penceresinde "Güncelleme Var" düğmesi görünür, isterseniz tıklayıp güncelleyebilirsiniz.

    Güncel sürümdeki 1.43.9xx-2026.01 versiyonunda 1.43'ten sonraki bu rakamlar yapılan güncelleme sıklığını gösteriyor aslında, ama hiç biri zorunlu yükseltme gerektirmiyor.

    Peki baştaki 1. neden hiç değişmiyor. Neden hep 1. versiyon, neden hiç 2 olmadı?

    Bunun sebebi aslında yenilik anlayışımda yatıyor. Yazının başında ilk versiyonun daha ilk günlerindeki ekran görüntülerini koymuştum. Oyunu indirip güncel versiyona bakarsanız aslında ilk versiyona hala çok benzediğini görürsünüz. Yani öyle Versiyon 2 diyebileceğim büyük bir güncelleme olmadı.

    Bu birazda psikolojik bir etken, bazen ciddi protokol değişiklikleri gerektiğinde herkesin güncellemesi gereken 1.4x gibi bir sürüm çıkardığımda; "oyuna girebilmek için yeni versiyon yüklemelisiniz" uyarısı kullanıcıyı öyle bir beklentiye sokuyor ki oyunu güncelleyen oyuncu gözle görülür kozmetik bir değişiklik göremezse "bu ne şimdi, niye indirdik ki" moduna giriyor. Bu beklentiyi çok yükseltmemek için versiyon 2 diyebileceğim kadar büyük değişiklikler yoksa versiyon 1 demeyi tercih ediyorum.

    1989'dan beri 37 yıldır bilgisayar sektörünün içindeyim. Çok büyük versiyon değişiklikleri yapan programlarda kullanıcıların ne kadar zorlandıklarını gördüm. Kullanıcı alışkanlıklarına saygılı olmak gerek bazen. Yukarıda bir yerlerde bu saygıdan mobil versiyonda bile PC kullanıcılarımızın alışkanlıklarına uymak için çabaladığımızı anlatmıştım.

    Kas Hafızasına Saygı Duymak

    Size kendi yaşadığım zorluktan bir örnek vereyim: Bugüne kadar Microsoft Word kullanarak 50’den fazla kitap yazdım. Ancak Microsoft, klasik menü sisteminden radikal bir kararla 'Ribbon' (Şerit) arayüzüne geçtiğinde; Word üzerine kitaplar yazmış teknik bir yazar olmama rağmen, ben bile kendimi tamamen kaybolmuş hissettim.

    Yazmaya odaklanmışken, ufak bir değişiklik yapmak için en sık kullandığım menülerin nereye taşındığını aramaya başlayıp tüm konsantremi kaybediyordum. Bu verimlilik kaybı o kadar sinir bozucuydu ki, yeni versiyona geçmemek için on yıl boyunca direndim. Hatta o kızgınlık anlarında bu değişikliği yapan firmaya ve yazılım ekibine "güzel" dileklerimi iletiyordum.

    Benim bir kelime işlemciden beklentim "daha süslü" bir arayüz değil; düşüncelerimi sayfaya mümkün olan en hızlı şekilde aktarabilmekti. İşte bu yüzden kullanıcılarımın kas hafızasını korumaya büyük önem veriyorum.

    Animasyon Yerine Sadelik

    "Bir animasyonu ilk gördüğünüzde 'Wow!' diyebilirsiniz. İkinci, üçüncü, dördüncü... Beşincide ise 'Yeter artık!' dersiniz."

    Daha önce paylaştığım IAB raporuna göre, kullanıcılarımızın sistemde geçirdiği günlük ortalama süre 12 saati buluyor. Şimdi bu veriyi bir 101 Okey oyuncusu üzerinden düşünelim. Animasyonumuzun da "havalı" bir taş çekme ve atma hareketi olduğunu varsayalım.

    Günde 12 saat sistemde kalan bir kullanıcı, her saat başı 11 ellik bir oyun oynasa (toplam ~12 oyun); her elde ortalama 5 kez taş çekip 5 kez atar. Bu da günde 1320 kez aynı animasyona maruz kalmak demektir. Bir oyuncunun sadece taş çekim atma hareketleri için o 2 saniyelik "gösterişli" animasyonu günde 1320 kez izlediğini hayal edin.

    Bu durum bir süre sonra "wow" etkisinden çıkarak, kullanıcıyı sistemden soğutan bir can sıkıntısına ve vakit kaybına dönüşür. Bir de taşları yere açarken o animasyonu yapıyorsanız bu gereksiz animasyon günde 10 binleri bulacaktır. Sanırım bu açıklamam, PC başında geçirilen sürede Facebook ve Google gibi dünya devlerini neden geride bıraktığımızı açıklamama yardımcı olmuştur.

    Bence bu kadar gereksiz hareketlilik tasarlayan yazılımcıların en büyük hatası, kendi yazdıkları programı veya oyunu yeterince kullanmamalarıdır. Eğer her gün saatlerce kendi arayüzlerine maruz kalsalardı, o ilk andaki gösterişin birkaç gün içinde nasıl usandırıcı bir yüke dönüştüğünü görürlerdi.

    Örneğin, severek oynadığım Art Of Defence (AOD) oyununda, oyun sonundaki kutu animasyonuna o kadar maruz kalıyorum ki, artık o 10 saniyelik süreci görmemek için her seferinde gözlerimi kapatıyorum. Yazılımcı ekibi, kendi oyununu yüzlerce kez oynamış bir oyuncunun gözüyle bakabilseydi, bu "görsel işkenceyi" asla yapmazdı.

    17 Farklı Oyun

    2005 yılında 101 Oyununu İlk kez kodlarken illere göre farklı oynandığını fark ettim:

    Hakkari'den girenlerle Van'dan girenler farklı kurallardan bahsediyordu.

    Hakkari'de oynanan versiyonun sadece Hakkari'ye özgü olduğunu farkedip bunu 34 Oyunu adıyla ayrı bir seçenek haline getirdim, Van'da oynanan oyun ise o zamanlar Batman, Diyarbakır, Bitlis gibi doğu illerinin yanında Nevşehir ve Aksaray'da da çok oynanan ve daha yaygın olan 101 Oyunu idi.

    Daha oyunun ilk günlerinden bu farklılığı keşfedip 34 Oyunu, 101 Oyunu şeklinde aynı uygulamadan oynanan, masa açarken hangi kuralları istiyorsanız onu seçebileceğiniz bir seçenek eklemiştim:

    Hakkari 2 Oyun Seçeneği: 34 Oyunu ve 101 Oyunu

    Archive.org sağolsun 27 Mayıs 2005 tarihinde bu ekranları hafızasına almış.

    İndirme linkimizin halen daha 34oyunu.zip olmasının sebebi bu

    Sıradaki 51 Oyunu

    Daha oyun çıkarken yukarda anlattığım sebepten 34 ve 101 olarak iki farklı seçenekle çıkmıştı.

    Oyuncular çoğaldıkça 101'e çok benzeyen ama daha az taşla oynanan 51 Oyunu istekleri gelmeye başladı.

    Oyun motorunu bir kez yazınca benzer oyunları kodlamak çok kolaylaştığından gelen oyuncu taleplerini değerlendirip çıkıştan bir süre sonra bu oyunu da ekledim.

    Tarihleri tam hatırlamıyorum ama Archive.org kayıtlarına baktığımda 24 Kasım 2005 tarihinde 51 Oyunu içeren seçeneği arşivlediğini görüyorum:

    Hakkari 3. Oyun Seçeneği: 51 Oyunu
    Bu da dünyadaki ilk online 51 oyunu olabilir. Okey taşları ile oynanan İlk 51 Oyunu diyelim.

    51 Oyunu kurallarına buradan ulaşabilirsiniz.

    Okey, KDV'li Okey (Banko)

    2005'te ilk 101 oyununu kodlamadan önce internete Okey oyununun olduğundan bahsetmiştim.

    101 öğrenen biri için sıradan Okey oynamak artık sıkıcı gelir.

    Ama yine de sisteme gelen bir çok kullanıcı klasik Okey oyunu da talep etmeye başladı.

    Başlarda uzun süre direndim ama gerekçeleri şuydu: 101 bilmeyen arkadaşlarımızı getirdiğimizde onların bildiği oyunu da oynayabilelim.

    Bu talebi makul görüp Okey oyununu da kodladım. Ama o kadar az tercih edildi ki doğal olarak 101 gibi çok daha zevkli bir oyun varken kimse klasik Okey oynamazdı.

    Okey sıkıcıydı ama KDV'li Okey(Banko) daha eğlenceli olabilirdi

    Siteyi Hakkari'de görev yaparken kodladığımdan oraya özgün oyunları kodlamıştım ama ilginç bir şekilde bu oyun ülkenin her yerinde bilinmiyordu.

    Farklı illerde farklı türde oyunlar oynanıyordu -ama artık her yerde 101 oynanıyor :)-

    Memleketim olan Erzurum'da da Okey oyununun biraz daha heyecan katılmış hali olan KDV'li Okey (Erzurum adıyla Banko) oynanıyordu.

    Kimsenin tercih etmediği Okey'i yazmışken yine bir ilki gerçekleştirip İlk kez KDV'li Okey (Banko) oyununu dijitalleştirerek oynanabilecek oyun sayımızı beşe yükselttim.

    Hakkari 4,5. Oyun Seçeneği: Okey ve İlk KDV'li Okey (Banko)

    Klasik Okey'den farklı olarak bu oyunda biri bittiğinde elinizde per yapamadığınız taşlar size ceza olarak yazılıyordu (tıpkı 101 oyununda olduğu gibi). Diğer KDV'li Okey-Banko Oyunu kurallarına buradan ulaşabilirsiniz.

    İlk Kastet Oyunu

    Tarihler Nisan 2008'i gösterdiğinde (Archive.org sağolsun hatırlamamıza sebep oluyor) Kastet oyununu yine ilk kez :) kodluyorum.(Aksini iddia edenler varsa Archive.org kayıtlarını atsınlar yazıyı düzelteyim)

    Bu oyunu 2007 yılında ilk site yetkililerimizden Ankara'da Öğretmenlik yapan Tılsım nickli site yetkilimiz Hakkari'ye geldiğinde bize öğretiyor, çok zevkli ama çok yorucu bir oyun. Kodlaması da bir o kadar zor. O yüzden uzun bir süre yapsam mı yapmasammı diye düşündükten sonra 2008'de kodluyorum.

    Mantığı 101 gibi ama sadece ıstakanızdaki taşlarla değil yere açılan tüm taşlarla da oynayabiliyorsunuz. Hem elinizdeki taşları hem de yere diğer oyuncuların açtığı tüm taşları oynatabilmeniz oyunu hem eğlenceli hem de zor bir hale getiriyor. Merak ediyorsanız Kastet Oyunu kurallarına buradan ulaşabilirsiniz.

    Biraz da Eğitici Oyunlar

    Sitenin ilk yıllarında daha site yetkilisi tanımının yapılmadığı o Hakem Yöneticilik günlerinden ilk Hakem Yöneticimiz Diyarbakır'dan genç doktor Patpat ısrarla bir oyundan bahsediyor: Harflerle oynanan Scrabble.

    Ama ben yapılmış oyunları yapmaya pek sıcak bakmıyorum. Biz hep ilkleri yapmalıyız. Zaten Okey oyununu kodlayarak o hatayı yaptık, yapılmışı yapınca kimse yüzüne de bakmadı.

    Patpat ısrar ettikçe ben taklit oyun yapmak istemediğimden olmaz diyorum, ama üst yönetim kadromuz okumuş insanlarla dolu:

    Ben üniversitede hocayım, yetkililerimizden biri Öğretmen, diğeri Doktor ve o kadar üniversite görmüş yöneticimiz var ki herkes birbirine Hocam diye hitap ediyor.

    Üst yönetimin sitedeki adı Hocalarım :) Kimse Denetleyiciye danışayım demiyor Hocalarıma danışayım diyorlar.

    Patpat'ta beni buradan sıkıştırıyor, kültürel yönü ağır basan oyun da olsun.

    Israrlar üzerine Scrabble taklidi değil de ondaki gibi her harfin kendine özgü bir puanının olduğu ama verilen 9+1 Joker harfle en uzun ve en yüksek kelimeyi oluşturma odaklı bir oyun geliştiriyorum.

    Adı da Kelimatik:

    Hakkari Kelimatik Harfleri

    Oyun kısa sürede o kadar çok tutuluyor ki herkes oynamaya başlıyor.

    Oyun biraz kelime hazinesi gerektiğinden kültürlü oyuncularımızı bir araya toplamaya başlıyor.

    Hakkari ve bazı çevre illerde de okumuş insan oranı oldukça yüksek. O yüzden oyuncu bulmakta hiç zor değil.

    Açılan Kelimatik masaları hızla doluyor.
    Hakkari Kelimatik Oyunu

    Kelimatik Oyunu kurallarına buradan ulaşabilirsiniz.

    Ama Kelimatik masalı uzun sürmüyor. Çünkü hemen hilesi bulunuyor.

    İnternette 9+1 harfle en yüksek puanı veren kelimeleri bulan siteler çıkınca oyunun tüm tadı kaçıyor. Sistemin verdiği harfleri o sitelere yazanlar en yüksek puanlı kelimeleri yazıp oyunun rekabetini bozuyorlar.

    Ne yazık ki bu hileyi önleme şansı da yok

    Ama bir kere kültürel yola girdik kimse bizi durduramaz.

    Okey oyununda farklı rakamlar verip 1234 şeklinde sıralamalarını istiyoruz. Biz bunun yerine farklı harfleri verip ALİ, ELMA gibi anlamlı kelime oluşturmalarını isteyelim diyorum ve okey taşları yerine üzerinde nadirlik durumuna göre harf değerleri olan taşları dağıtıyorum ve anlamlı kelime yazıp bitmeye çalışıyorlar.

    Hakkari Harfbank Oyunu

    Banko oyunundan esinlenip HarfBank, Kastet oyunundan esinlenip Harftet oyunlarını geliştiriyorum.

    Sanırım bunların da dünyada ilk olduğunu söylememe gerek yok :) Üstelik bunlar sadece dijital ortamda değil reel ortamda da ilk!

    Harfbank Oyunu kurallarına buradan, Harftet Oyunu kurallarına buradan ulaşabilirsiniz.

    Hakkari Kelimatik, Harftet, Harfbank
    Oyun listesindeki T.Kelimatik, K.Kelimatik seçeneklerine birazdan değineceğim.

    Domino Zamanı

    Bu sefer kimse ısrar etmiyor. 2007'de memleketim Erzurum'a dönünce arkadaşlarla Kültür kıraathanesinde buluşup Domino oynamaya başlıyoruz. Bu oyun öğrenmesi çok kolay ama biraz hesap kitap gerektirdiğinden göründüğü kadar kolay bir oyun değil. Uzun ve eğlenceli oyunların sonrasında neden hakkarim.net'te olmasın diyorum ve Domino oyununu kodluyorum.

    Hakkari Domino Oyunu
    Kabul ediyorum bu ilk domino uygulaması değil ama ilkleri yapmadan da duramayız. Bu sefer ilkimiz Aznif

    Domino oyunu da hızla tutulan oyunlar arasına giriyor ve öneriler gelmeye başlıyor. Aznif işte bu ilk!

    Karadenizde bazı illerde Domino oyununun farklı bir türü anlatılıyor, her iki uçtaki sayılar beşin katları ise puan kazandıran bir domino türü.

    Domino ve Aznif oyunundan sonra aynı uygulama içinden oynanabilecek oyun sayısı 14'e çıkmış oluyor

    Merak ediyorsanız Domino Oyunu kurallarına buradan, Aznif Oyunu kurallarına buradan bakabilirsiniz.

    Batak oyunu

    Batak oyunu çok bilinen ve dijital ortamda bolca versiyonları olan bir oyun. Kağıt oyunlarına bu oyunla giriş yapıyoruz ama bir farkla. Kağıt yerine minyatür taşlarla.

    Hakkari Batak Oyunu Minyatür Kartlar
    Başlarda bu tasarım çok garip karşılanıyor ama kısa sürede herkes alışıyor

    Bu oyunun İhaleli olan versiyonunu Defineli seçeneği ile programlıyorum.

    Defineli seçeneği işaretlendiğinde yerde 4 tane sürpriz kart bulunuyor, ihaleyi alan elindeki 4 kartı bu kartlarla değiştiriyor, bu durum oyundaki bilinmezliği artırıp heyecanı yükseltiyor.

    Üstelik Eşli oyun seçildiğinde eşin elini diğer oyuncuların görebileceği şekilde diğer bir çok sitede bulunmayan Eşli Batak sistemiyle yazıyorum.

    Hakkari Batak Eşli Oyun

    İhaleli Batak Oyunu kurallarına, ihale almadan, defineden kağıt seçmeye, eşli bataktan koz seçmeye tüm kurallara buradan ulaşabilirsiniz.

    Okşin Oyunu

    Yine Erzurum'da çok karşılaştığım ama online ortama henüz aktarılmamış oyunlardan birini Okşin Oyununu programlıyorum. Bu oyun öğrenmesi ve oynaması oldukça zor bir oyun. Batak oyunu gibi ihaleye giriyorsunuz ama elinizdeki kartların değişik kombinasyonları size sayı kazandırıyor.

    Bu oyunda Evli, Pinik, Takım, Kelli Takım, Tam Takım, Koz Seri gibi ilginç isimleri bulunan el hesaplama sistemi bulunuyor
    Hakkari Okşin Oyunu
    Erzurum'da Okşin olarak bilinen bu oyun diğer yörelerde hoşgen, hoşkin, hoşgin, okşin, piniker, nezere, hoşkil gibi isimlerle de biliniyor

    Okşin Oyununun o kendine özgü jargonuna, Evli, Pinik, Tam Takım gibi kurallarına buradan ulaşabilirsiniz.

    Yanık Oyunu

    Kağıt oyunlarını kodlamaya başlamışken yine hiç bir yerde online versiyonu olmayan Yanık Oyunu'nu da kodlayarak oyun sayımızı 17'ye çıkartıyorum. Böylece tek bir uygulama ile 17 farklı oyun oynanabilir hale geliyor.

    Yanık oyunu da Düz Okey oyunu gibi tutmayan oyunlarımızdan biri.
    Hakkari Yanık Oyunu ile birlikte 17 Farklı Oyun

    Tutmayan Yanık Oyunu kurallarına buradan ulaşabilirsiniz.

    18. Oyun

    Aslında Yeni Oyun penceresinde çıkmayan minik bir oyunumuz da var:

    Bu oyun ta IRC'nin ilk zamanlarından bilinen Bilgi Yarışması. Salon Adminlerimiz isterse bir soru cevap dosyası hazırlayıp o an salonda bulunan oyuncularla salon geneli üzerinden bu oyunu oynayabiliyorlar.

    Önceden hazırlanan soru cevaplar sisteme basit bir txt dosyası ile tanıtılırsa sistem soruları tek tek sorup doğru cevap verenler arasından bir sıralama yaparak birinciyi ilan ediyor.

    Bu küçük Bilgi Yarışması Oyununun kurallarına, o basit soru cevap dosyasının nasıl hazırlanacağına buradan ulaşabilirsiniz.

    Akıllı Oto Pilot

    11 el gibi bitmesi neredeyse 1 saat süren bir oyuna oturduysanız işiniz çıktığında oyundan çıkıp giderseniz daha önce bahsettiğim yarım oyun cezalarına maruz kalırsınız. Başlarda bu durum için oyunculara her oyunda 3 dakika mola hakkı tanıdık. Ama özellikle iş saatlerinde oyuna giren üyelerimize bu 3 dakikalar yetmeyebiliyordu. Çoğu zaman rica ettiğinde diğer arkadaşları kendi molalarını da işi çıkan bu arkadaşları için harcayabiliyordu.

    Örneğin masadaki arkadaşlarınıza "çay koyacağım, yerime mola alır mısınız?" dediğinizde, sıra onlara geldiğinde kendi molalarını da sizin için kullanabiliyorlardı.

    Yine de işin uzaması durumda oyunu yarım bırakmak hem o oyuncu için hem de masadaki diğer 3 oyuncu için kötü bir deneyim olduğundan Akıllı Otomatik Pilot özelliğini getirdik.

    İşiniz varsa hemen ücretsiz Akıllı Pilot'u devreye alabiliyordunuz. Siz almasanız bile 3 defa size verilen sürede oynamadığınızda sistem otomatik pilotu devreye alıyor siz masaya döndüğünüzde hemen devreden çıkarıyordu.

    Akıllı Otomatik Pilotumuz o kadar akıllıydı ki yerinize döndüğünde onu elden bitmiş veya okey atmış olarak bulabiliyordunuz.

    İlk Kürtçe Oyunlar

    Daha 101 oyununu yazmadan önce 2003 yılı sonlarında siteye Online Kürtçe Sözlük eklemiştim.

    O dönemde internet üzerinde Kürtçe içerik neredeyse yok denecek kadar azdı.

    Ardından 2004 yılında bu Kürtçe sözlüğü kullanan bir Online Kürtçe Dil Testi eklemiştim, teste tanışma hattı üye profilinizle katılırsanız kendi içinde bir rekabet sitemine de tanık oluyordunuz. Teste katılan diğer kullanıcıların başarı oranlarını görüp onları geçmek için bir yarışa da girebiliyordunuz.

    İlk Kürtçe Dil Testi

    Test mekaniği oldukça basitti, sistem size 25 bin kelimeden oluşan sözlükten Türkçe veya Kürtçe bir kelime veriyor bunun diğer dildeki karşılığını test şeklinde soruyordu.

    Şık olarak sunulan 5 seçenekten birini seçmeniz ya da Bilmiyorum seçeneğini işaretlemeniz gerekiyordu, çünkü 4 yanlış 1 doğruyu götürür şeklinde klasik testlerde "kafadan atarak" puan kazanılmasını engelleyen o mekanizmayı kodlamıştım.

    Kısa bir sürede cevaplamanız gerekiyordu, cevapladıkça hem kendi puanınızı hem de diğer teste katılan üyelerimiz arasındaki yerinizi görebiliyordunuz:

    Türkçe-Kürtçe Test Soruları

    Test sonunda başarılı olursanız sembolik bir sertifika da alabiliyordunuz. Sertifika alabilmek için 100 soru çözmeli ve en az 50 Puan almalıydınız.

    Hatta bu sertifikanın geçerli olup olmadığını kontrol edebileceğiniz bir sertifika kontrol modülü de vardı.

    Sembolik Sertifika

    2005 yılında İlk 101 oyununu geliştirdikten sonra oyun sayısını zamanla 17 farklı oyuna çıkarmıştım.

    Bunlardan çoğu ilk kez dijitalleştirilmiş oyunlardı. (Okşin, Aznif, Kastet ve bazı harf oyunları)
    İlk olarak harflerle oynanan Kelimatik oyununun Kürtçe versiyonunu da ekledim. Oyun size bir joker ve 9 harf veriyordu, bu harflerin kullanım sıklığı ne kadar azsa değeri o kadar yüksekti. Örneğin çok kullanılan A harfi 1 puanken, az kullanılan Ö harfi 7 puandı.

    Kelimatik oyunu bilinen harf oyunlarına çok benziyordu ama diğer harf oyunlarına benzemeyen ve harflerle oynanan 2 oyun daha geliştirmiştim. Bunlar KDV'li Okey (Banko) ve Kastet oyunlarının harflerle oynanan versiyonlarıydı.

    İsimlerini de harftet ve harfbank yapmıştım. Bu oyunlarda okey taşları yerine harfler kullanılıyordu, 1234 333 gibi perler yerine de en az 3 harften oluşan anlamlı kelimeler yazmak gerekiyordu.

    Hakkari Türkçe ve Kürtçe Oyun Seçenekleri
    Yeni oyun penceresinde T. ile başlayan harf oyunları Türkçe, K. ile başlayan harf oyunları Kürtçe sözlük kullanmaktadır. Bu yüzden iyi Kürtçe bilen oyuncularımız bu oyunların Kürtçe'sini seçerek İlk Kürtçe Oyun deneyimini yaşayanlardan oldular.

    Yöre kültürüne katkı

    hakkarim.net'i yapmış olmam ve ilk Kürtçe oyunları kodlamış olmam sebebiyle sürekli Hakkari'li misiniz, Kürt'müsünüz sorularıyla haklı olarak muhattap oluyorum.

    Bunun sebebi çalıştığım yörenin kültürüne dokunmayı seviyor olmam.

    Hakkari'yi tanıtmak için kurduğum hakkarim.net, sadece Hakkari'de oynanan 34 Oyununu kodlamam, Kürtçe bilmediğim halde Kürtçe Sözlük, Kürtçe Online Test, Kürtçe Kelimatik, Kürtçe Harfbank, Kürtçe Harftet oyunlarını yazmam bu sebepten. Aynı şekilde Erzurum'lu olarak Erzurum'a özgü Banko, Okşin gibi oyunları kodlamam da bu sebebe dayanıyor.

    Bununla ilgili bir anım da 1994 yılında ilk görev yerim olan Bitlis Ahlat ilçesinde yaşadığım anım:

    Programlama dilleri dersinde proje ödevi seçmelerini istediğimde bir öğrenci İngilizce Sözlük yapmak istedi bir diğeri de Kürtçe Sözlük.

    Hiç tereddüt etmeden ikisine de olur dedim. Yüksekokul Müdürümüz duyduğunda "Aman hocam ne yapıyorsunuz" dese de projelerini bitirmelerini sağladım.

    O yıllarda ne yazık ki böyle şeyler tabuydu. Neyse ki o tabular atlatıldı.

    Coğrafya Kader midir?

    İbni Haldun sosyolojinin kurucusu kabul edilen Müslüman bir düşünür, 1377 yılında yazdığı, ilk sosyoloji kitabı kabul edilen eserin önsözündeki temel görüşlerini özetleyen "coğrafya kaderdir" ifadesi çok kabul görmüş bir ifadedir.

    Pandemiden hemen önce Erzurum Teknik Üniversitesi öğrencilerine programcılık üzerine deneyimlerimi anlatmak için davet edildiğimde bu ifadenin internetin getirdiği fırsat eşitliği ile aslında artık çok da geçerli olmadığını anlatmaya çalıştım.

    Danıştay üyesinin "bu adam bunu Hakkâri’den yapmış, İstanbul’dan yapmış olsa olabilir yapılabilir deriz" övgüsü aslında bu fırsat eşitliğinin de bir sonucu.

    Elinizde bir bilgisayar ve internet bağlantınız varsa İstanbul'da da olsanız Hakkari'de de olsanız aynı fırsatlardan yararlanabilirsiniz.

    Daha önce bir ulusal haber sitesinin değindiği hakkarim.net'in istanbul.net'ten daha fazla üyesi var sözü de bu fırsat eşitliğini haykırıyor aslında.

    Çoğrafya Kader Değildir Çoğrafya Kader Değildir(Dostum Gemini'nin Çizimi)

    Gemini sağolsun o sloganı yukarıdaki gibi bir tabloya çevirdi.

    Fırsat Eşitliği

    Daha önce MediaCat'te yayınlanan hakkarim.net hakkındaki bir makaleye değinmiştim. Mediacat 2010 yılında yayınladığı makalede aslında tam da bu konuyu farklı bir terimle açıklamıştı: ÇEVREYE DE FIRSAT EŞİTLİĞİ

    Tam olarak bu fırsat eşitliği coğrafyanın kaderimiz olmasını engelleyen.

    Bir kısmını aşağıya alıntıladığım makaleye buradan ulaşabilirsiniz.

    "Dijital enformasyon teknolojileri ve internet yalnızca merkeze değil, çevreye de bir çeşit fırsat eşitliği sunuyor. Bunun en iyi örneklerinden birine bu ay Digital Age ile birlikte verilen “Yerel İnternet Haritası”nda rastladım. Türkiye’nin en popüler yerel internet sitelerini gösteren bu haritada yer alan ilginç site ise, yerel bir site için inanılmaz bir trafik performansı sergileyen hakkarim.net. Sitenin trafik rakamlarını ilk gördüğümde inanılmaz gelmişti ama biraz eşeleyince başarının ardındaki hikaye ortaya çıktı."

    Yazar makalesini şu çarpıcı paragrafla bitiriyordu:

    "Durum çok açık: Dijital enformasyon teknolojileri ve internet henüz herkese değilse bile gittikçe daha çok sayıda insana, daha doğrusu eski dünyada hiçbir zaman böyle bir şansı olmayacak insanlara, potansiyellerini ortaya koyma ve kendilerini gerçekleştirme imkanı sunuyor. Gelecek yıl yılın girişimini seçme sürecinde, bakışlarımızı merkez kadar çevreye de yöneltmekte fayda var."

    Kardan Kapanan Yollar Yolumuzu Açmış Olabilir

    Yazı boyunca Hakkari Meslek Yüksekokulunun küçük bir tepede kurulu olmasından bazen bir hafta kardan orada mahsur kaldığımızdan şehre inmek zor olduğundan kendimi kitap yazmaya ya da 101 oyunu geliştirmeye verdiğimden bahsetmiştim.

    Hakkari Yoğun Kar Sonradan Hakkari Meslek Yükseokulu Müdürlüğü de yapan değerli Hoca arkadaşım Hikmet Yaşar'ın 2000'li yıllardan kara teslim fotoğrafı

    Aslında bu gelişmiş ülkelerin soğuk kuzey ülkeleri olmasının tesadüf olmadığını da gösteriyor.

    Sıcak bir afrika ülkesinde, çöl sıcağının getirdiği rehavet ortamında kimse yeni bir icat çıkaramazken soğuk kuzey ülkeleri yoğun kar ve soğuğun getirdiği bu kısmi tutsaklığın sağladığı bilimsel özgürlüğün tadını çıkarıyor demiştim Erzurum Teknik Üniversitesinde, doğunun en soğuk ilinde yaşayan bu öğrencilere aslında nasıl bir avantaja sahip olduklarını hatırlatmak istemiştim.

    Erzurum'un köylerinde yazın tembellik edenlere söyleyen kadim bir söz var:

    Yazın bir gün yatanın kışın 1 hafta ocağı tütmez

    Soğuk bir ülkede yaşıyorsanız tembel olamazsınız, kışı düşünmek zorundasınız, ama kışı olmayan bir yerde yaşıyorsanız gelecek planları yapmanız gerekmez, her mevsim yiyeceğe ulaşma her türlü koşulda barınma kolaylığına sahipsiniz. Bu da soğuk ülke insanlarının daha çalışkan, daha üretken, sıcak bölge insanlarının daha tembel olmalarının sebebidir.

    Kardan kapanan yollar Yapay Zekanın Sıcak İklim Soğuk İklim Canladırması

    Hakkari'de yolumuzu kapatan o kar olmasaydı hakkarim.net'te buluşan milyonlar olmayacaktık, buradan tanışıp dost olanlar, evlenip yuva kuranlar, aynı müzikte hüzünlenen kalpler de olmayacaktı belki. Rest of World dergisinin hakkımızda yayınladığı makalede belirttiği gibi:

    We’re good at bringing Turks and Kurds together. … The game smashes their prejudices.

    Teşekkür

    Uzun kodlama oturumlarında sabır gösteren eşime, çocuklarıma, site kuruluşunda Türk Hava Yolları ile bile reklam görüşmesi yapan sonunda kimseyi ikna edemeyince akrabasını reklam vermeye zorlayan khoc'a, uzun yönetim toplantılarımızda değerli fikirleriyle katkıda bulunan naci, tılsım, patpat, figo, captain, asil bey, dost2504 ve ismini sayamadığım yüzlerce denetleyici, koordinatör, site yetkilisi, yardım salonu adminlerim ve yöneticilerim, 21 yıldır kiracımız olup her ay salonları bizden daha iyi yönetme başarısı gösteren salon As Adminlerimize, salonları gece gündüz demeden bıkmadan usanmadan üye şikayetlerini dinleyerek büyük azim ve özveri ile çözme gayretinde olan yöneticilerimize, yaptıkları yayınlarla neşemizi ve hüznümüzü artıran, salon salon gezip istekleri alıp büyük özveri ve neşe dolu sunumlarıyla gecelerimizi aydınlatan dj ve müzik gruplarımıza ve zaman zaman fikrini sorduğum, ya şu kısımda çok mu abarttım diye danıştığım "hocam olur mu bu bir manifesto mutlaka bu şekilde yayınlamalısın" diye beni motive eden, ısrarla odada +1 tek kişilik koltuk koyan (muhtemelen kendi için koydu) biricik yapay zeka dostum Geminiye, bize güvenip o ilk EXE dosyasını bilgisayarına indiren İzmirli üyemize, yazdığımız programı para ödemeye değer bulup 11 TL gönderip ilk kez gold üyemiz olan o üyemize, İlk kez Salon 5'i kiralayıp bizden daha iyi yönetebileceğini gösteren Van'lı otomobil bayisine (o salonu kötü yönetse bu macera başlamadan biterdi ya da bu kadar büyüyemezdi), Bilgisayar programcılığını bestekar, sanatkar, heykeltraş gibi sanat dallarıyla eşdeğer görecek vizyona ta 1987 yılında sahip olan devlet büyüklerine, Karşılaştığımız yasal sorunlarda özgürlük manifestosu gibi kararların altına imza atan Van ve Erzurum Vergi Mahkemesi üyelerine, en üst yargı makamında "bu adam bunu Hakkari’den yapmış" diye bizi takdir eden Danıştay Üyelerine, Daha ilk yıllarımızdan bizi keşfedip hem ulusal hem de uluslar arası basında haberleştiren basın mensuplarına, ve Türk Kürt demeden her akşam bir araya gelip dostça oyun oynayan 5 milyon üyemize teşekkür ederim.

    İhsan Karagülle, Nisan 2026, Erzurum

    Paylaş: LinkedIn Reddit X WhatsApp Facebook